
Herkese Merhaba,
Daha önceki yazılarımda bu kitaptan bahsetmiştim. John Locke okumalarına başlamadan önce ikisini de farklı kitaplar zannedip almıştım. Bundan bahsetmiştim. İlk başka aynı kitapları aldığımı gördüğümde biraz üzüldüm. Ama bir yandan da iyi oldu. Çünkü farklı bir çevirmenin nasıl çevirdiğini görmüş oldum. Çeviri büyük bir etmen. Örneğin bu kitap da Tolerans kelimesi yerine "hoşgörü" tercih edilmiş.
Öncelikle kitapla ilgili bazı önemli bilgileri vermek gerektiğini düşünüyorum.
*Kitap Liberte Yayınlarından çıkmış.
*Yayıncının "Özgürlük Klasikleri" adlı bir serisi var, bu kitap da bu serinin bir kitabı...
*Kitabın Çevirisini Melih Yürüşen yapmış.
Önceki yayın grubuna kıyasla, kısaca John Lock'dan söz edip ardından da kısa bir çevirmen önsözüyle başlamışlar. İşte bu nokta kitabı ayıran burası, diğer çevirinin girizgahı kitap kadar vardı. Çeviride o kelimeleri neden seçtiklerini, hatta dipnotlar için özel araştırmalar yaptıklarını görmüş oldum. Ayrıca biraz tarafsız bir tutum da söz konusuydu.
Liberte Yayın Grubu, Melih YÜRÜŞEN biraz kitap içeriğiyle bağlantılı olarak Laiklikden dem vurmuş. Aslında iyi yapmış. Çünkü Locke'un yaptığı etkileri bugün görmek mümkün, biraz da bu konuyu araştırmış oldum. Ama fazla girmek istemiyorum.
Her iki kitapda da altı çizili bölümlerim hemen hemen aynı sayılır. Altını çizdiğim yerleri çok beğendiğim için değil, bugünün dünyasını iyi anlattığı için de çizmiş olabilirim değil mi? Lakin bazı sözleri çok beğendim.
"Şefkat ve samimiyet mükellefiyeti altına sokamaz. Siyasi yönetimin işlerini, din işlerinden kesinlikle ayırt etmeyi ve ikisi arasına adil sınırlar koymayı bütün her şeyin üzerinde zorunlu buluyorum. "
"İster bir Hristiyan, ister bir putperes (pagan) olsun, ona hiçbir şiddet yöneltilmemeli ve kötülük edilmemelidir. Hayır, çıplak adaletin dar ölçüleriyle kendimizden memnun kalmamalıyız; merhamet, cömertlik ve geniş fikirlilik buna ilave edilmelidir. "
"Eğer bir insan doğru yoldan ayrıldıysa, bu onun kendi talihsizliğidir, bu durumun dünyada onu perişan etmesi beklendiğinden, onu cezalandırmanız gerekmez."
"Hükümdarlar, gerçekten, güç bakımından insanlardan üstün doğarlar, fakat doğada eşittirler. Hukuk ve yönetme Sanatı başka konularla ilgili fazla bilgi içermez; bunlar en az da idn konusunda belli bilgileri içinde barındırırlar. Çünkü, eğer böyle olmasaydı, yeryüzü efendilerinin dini meselelerde karar verirken bu derece engin bir şekilde farklılaşmaları nasıl mümkün olurdu?"
"Hıristiyan dini, bu yollarla o ülkede kök salarak yayılırsa da hemen en güçlü din haline gelmez. İşler bu minvaldeyken, barış, dostluk, iman ve eşit adalet onlar arasında korunur. "
"Fakat hiçbir şey, insanların genelde uyguladıkları moral, hukuki, ve resmi kurallardaki genel ayrımcılık kadar saçma olamaz: zira bu şekilde yasalar, sadece ve sadece ait oldukları toplumun insanları için bağlayıcı olabilirler. "
" Ama insanları fesat için biraraya getiren tek bir şey vardır, o da zülümdür."
"Adil ve ılımlı yönetimler, her yerde huzur ve emniyet içindedirler: oysa zulüm, kargaşaya yol açarak insanları rahatsız verici ve zorbaca bir boyunduruğu reddetme mücadelesine sevk eder."
Sağlıklı, huzurlu günleriniz olsun.
















