7 Ağustos 2017 Pazartesi

Defendant



Herkese Merhaba, 

Nasılsınız? İyisinizdir inşallah. Bu hafta için süper bir dizi önerim var. Defendant dizisi eğer Lee Min Ho'nun City Hunter dramasını beğendiyseniz bence bu diziyi kesin beğenirsiniz. Çünkü senaristi aynı ama bu defa işin içine aşk sıkıştırmamış. Eğer romantik dizilerden bunaldıysanız da bu dizi tam size göre. 

4 Ağustos 2017 Cuma

Dangal

Herkese Merhabalar,

Öncelikle herkese hayırlı cumalar diliyorum. Size Cuma akşamı izleyebileceğiniz harika bir film ile karşınızdayım..Amir Khan bu sefer hepinizi şaşırtacak, her filminde yaptığı gibi.


31 Temmuz 2017 Pazartesi

Zootropolis

Herkese Merhaba,

Artık haftada bir pazartesi saat 19.00'da yazmaya karar verdim. Belki okuduklarım ve izlediklerim gecikebilir ama bu şekilde blog daha planlı hale gelir düşünüyorum.

Neyse Efendim, gelelim sebeb-i yazımıza... Çok sevdiğim bir Animasyon Film tavsiyesi ile karşınızda duruyorum: "Zootropolis"

26 Temmuz 2017 Çarşamba

Moon Lovers: Scarlet Heart Ryeo

moon lovers ile ilgili görsel sonucu
Herkese Merhabalar,

The Legend of The Blue Sea dizisinden önce bu diziyi bitirmiştim, heryerde övülen bir diziydi, Tamamlandıktan sonra izleme fırsat bulmuştum. Bölümleri indirdim ve ilk bölümden itibaren beni büyüledi. Ben normalde iki bölümden fazla dizi seyredemiyorum ama Moon Lovers için durum değişti bir başlamam ilk dört bölümü bir gecede izledim,

Konusu ilk başta dikkatimi çekmemişti biraz Lee Min Ho'nun Faith dizisine benzettim ilk başta ama kesinlikle öyle bir dizi değil, insanın yüreğini parçalayan cinstendi. Diziyi izleme konusunda çalışkan yazma konusunda ise  tembel bir blog yazarıyım. Yine de bu dizininin yeri bende çok farklıydı. Dizi sanki benim için çekilmiş gibiydi, senaryo beni çok içine çekti? Nasıl mı?

25 Temmuz 2017 Salı

Dizi: Goblin




















Aranızda Goblin dizisini duymayan bilmeyen kalmamıştır. Ben izleyeli epey oldu.Ama sizinle düşüncelerimi paylaşmak bu güneymiş...

Ilk önce dizinin en iyi ostunu dinleyerek başlamanız dileği ile buraya koyuyorum.


Dizinin bu müziği ne kadar güzel değil mi? 
Konusu ile başlayalım:
Kim Shin Geryeo döneminde generaldir ve savaştan galip çıkan bir Generaldir ama Krala ihanetle suçlanır ve bir çok kişinin ölümüne sebep olduğu için lanetlenir ve bir kılıç ile yaşamak zorunda kalır.Bu kılıcı ancak Goblinin Gelini çıkarabilir. 

Karakterler:

Goblin /Kim Shin

İlgili resim

Goblin yüzyıllardır gelinini bulmak için yaşayan ve bu süreçte gördüğü hiç bir ölümü unutmamıştır. Ayrıca yüzyılların birikimiyle sanattan anlayan entellektüel ve zengin birine dönüşür. 

Ji Eun Tak /Kim Go Eun
ji eun tak ile ilgili görsel sonucu

Lise son sınıf öğrencisidir. Annesiz ve babasız büyümüştür. Hayaletleri görebilir ve onlarla konuşabilir. Goblinin Gelini olduğu için bir şekilde yolu  Kim Shin ile kesişir


Ölüm Meleği
goblin azrail ile ilgili görsel sonucu

Goblin ile aynı evi paylaşır. Kendisi geçmişini hazırlamayan ve adı olmayan bir ölüm meleğidir. Kayıp ruhun peşindedir. 

SUNNY
goblin sunny ile ilgili görsel sonucu

Tavuk restoranı vardır ve Köprüde gördüğü Ölüm Meleği sayesinde hayatı değişir. 

Yoo Duk Hwa
yoo duk hwa goblin ile ilgili görsel sonucu
,
Goblinin yeğenidir. Ağzında çift gümüş kaşıkta doğmuştur. Zengin bir varis olmasından mütevellit  burnu havadadır. 

Dizi ile ilgili benim yorumum:

"Açıkcası beğenme seviyem 10 üzerinden 8 puan idi. Bu benim düşüncem.Diziyi begendim çünkü ilk 5 bölümü sinema filmi seviyesindeydi. Filmde ki çiftlerin aşkları gayet derin işlenmişti. Ayrıca kendi kültürlerinde olan ögeler ile günümüz hayatını harmanlamaları çok güzelmiş Keşke bizlerde böyle yapımlar yapabilsek. Bir diğer beğendiğim nokta ise bir çok diziden kendini ayırmasıydı.

Beğenmediğim tarafları illaki oldu. Bazen konu gereksiz uzadı ve finalini pek beğenmedim.  Ayrıca Kanada sahneleri çok güzel olmasına rağmen Kanada'da olması bana pek romantik ve mistik gelmedi. Oysa Korenin tarihi ya da kutsal bir mekanında olsaydı daha güzel olurdu. 
 Bunların haricinde herşey çok güzeldi. Diziyi kardeşiniz veya Kuzenler ile izlersiniz daha çok zevk alırsınız. 

Gelelim en sevdiğim sahnelere: 
1.Goblin Eun Tak'ın annesinin hayatını kurtarğı sahne 


2. Goblin'in Ji Eun Tak'a Karabaş otu verdiği sahne



3. Goblin'in Ji Eun Tak'a "işte erkek arkadaşın burda " dediği sahne 


4. Goblin ve Ölüm Meleği arasında geçen tüm tatlı kavgalar


5. Goblin ve Ji Eun Tak'ın Sinema Sahnesi

6. Ölüm Meleği'nin Sunny ile karşılaşma sahnesi


7.Ölüm Meleğinin Sunny'e yakalanma sahnesi
Küçük Görsel

8. Ölüm Meleği ve Goblin arasında geçen telefon sahneleri


9.  Sunny'in Ölüm Meleğine ismini sorduğunda "Kim Woo Bin" demesi 




10. Goblin ve Ölüm Meleği'nin yürüdüğü bu sahne



Neyse bu kadar yeter yarın başka bir diziyi anlatayım....
Not: Arada çakmağı yakıp üflüyorum. Belki bir Goblin gelir diye 


24 Temmuz 2017 Pazartesi

Herkese Yeniden Merhaba

yeni başlangıç ile ilgili görsel sonucu

Yüzüm var mı bilmiyorum ama tekrar bir yerden başlamam gerekiyor. Şubat ayından beri buralara pek uğramadım bundan mütevellit yazamadım da, halbuki sizlerle bir şeyler paylaşmak öyle hoş oluyordu ki içim rahatlıyordu. Kimi zaman filmleri, kitapları, dizileri kimi zaman da kendimce yazdığım toplumsal veya düşünsel sorunlarımı dile getiriyordum. 5 ay boyunca buralara hiç uğramadığım için biraz kötü hissettim. Zira bu benim en sevdiğim hobimmiş. Madem seviyordun niye yazmadın diyenler olabilir. Evet çok çocukça ama sınavım vardı. Şaka değil sınavım vardı.

28 Şubat 2017 Salı

KARARSIZLIK

Uzun zamandır buralarda değildim. The Legend Of The Blue Sea yorumumla size bir göz kırpıp buralardan yine uzaklaştım.
Kendimle ilgili kişisel kararlarımda genellikle kararlı olan ben geçtiğimiz yıl büyük bir kararsızlık sürecine yakalandım adeta böcekler beni ısırıyormuş gibi hissettim.  Özellikle Eylül Ekim Kasım ve Aralık ayında bu kararsızlık halim beni iyice soğuk çekilmez bir insan yaptı. Günlerce düşündüm hatta bazen önümde ki yıllatda yaptığım seçimlerin bana ne getirisi olcağını hesaplamak uğruna uyku düzenimi mahvettim.

Kendime sürekli şu soruyu sordum: "NE İSTİYORUM?" Bu sorudan o kadar çok bunaldım ki yeni bir hobi edinmeye başladım. Youtube kanalıma videolar yüklemekle uğraştım. Final Dönemi geldiğinde bu süreçteniyice usanmış bir insan olarak derslerime çalışmak için, zevk aldığım tüm işlerden feragat edip 16 adet dersin sınavlarına çalışmaya başladım. ( 8 ders Adalet 8 ders Felsefe) O kadar ağır geldi ki bu kadar ders ezberlenecek hazmedilecek o kadar çok şey vardı ki? Bir Salı günü Fakülteden erken çıktığım bir gün dedim ki artık karar verip çalışacağım, Hemde çok çalışacaktım. Okulun kapısından çıktım ve tam karşımda duran Adliye binasına baktım 5 yıl sonra orada olacağım dedim. Çocukluk hayalimde buydu aslında bir savcı olmaktı.O an aylar süren kararsızlım bitmişti tamamen kendine olan güvenim tam gelmesede aslında hala kendime güvenim yok da neyse  o da başka bir yazınını konusu olsun.  Eve geldiğimde kağıda iki bölümünde bana faydalarını zararlarını yazdım gerçi zarar yoktu, hangisi daha faydalı olacağını mukayese ettim. Kararımı verdim.
DGS'ye çalışıp bu sene geçeceğim bu yıl kazanacağım dedim. İşte o zamandan beri sosyal medya ve bloga çok vakit ayırmıyorum. Arada dizi izliyorum. Tek eğlencem o yani kendimi onunla ödüllendiriyorum ama içimde bir şüphe var. Ya yine başarısız olursam diye korkuyorum.

Epeydir de kitap okumuyorum okuduğum kitaplarıda
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...