6 Ocak 2016 Çarşamba

Franz Kafka Dava



        Söze nasıl başlayacağım? Gerçekten bilemiyorum. Franz Kafka'nın daha önce Dönüşüm  adlı öyküsünü okumuştum. Ondan etkilenmiştim Ancak Dava Romanı beni daha da derinden etkiledi.Gerçeküstü bu roman aslında üzerinde düşündükçe bize verdiği öyle çok mesaj var ki. Okurken sindirerek yavaş yavaş okumakta fayda var.
      Kafka’nın Dava’da işlediği ve neredeyse her romanında ve hikayesinde karşımıza çıkabileceğini düşündüğüm şu düşüncesi bu romanın ana fikrini ortaya koyuyor: “Hayatın henüz doğar doğmaz kaybedilmiş olması.” İşte bu düşünce Romanın baş Kahramanı olan Josef K.’nın hiçbir nedeni olmaksızın bir davalı olması noktasının temelini oluşturuyor.
    Bana göre kitapta genel olarak değinilen noktanın şu olduğunu düşünüyorum. Aslında dünyada yaşayan herkes aynı zamanda en genel tabiriyle “sistemin kölesi” olan insana aslında dünyayı bir mahkeme salonuna ve yargı kollarını veya yasaları sistemi oluşturan dinamikler veya sistemin yöneticileri olarak görüyor. Suçun nedeninin bilinmemesinin dayanağı ise aslında insanların yaşadıkları sistemleri sorgulamaması... Sorgulayan insanların yani yasayı bilen insanların korku halinde yaşamasına bir eleştiri olduğunu düşünüyorum. Ayrıca  otoritenin yaptığı haksız suçlama bürokrasi sorunu ve Otoritenin verdiği korku durumunu bize anlatıyor. (Otorite demişken sadece  o dönemi ve Coğrafyayı kast etmenin doğru olamayacağını zira tüm dünyada böyle bir sistem olduğunu düşünüyorum )
  Okuyunca sizi düşündürecek bir kitap. Ne yalan söyleyeyim  bana biraz sıkıcı geldi. Yine de iyi ki okudum diyorum.

Sizi bir kaç alıntı ile baş başa bırakıyorum ....


Adaletin hareket etmemesi gerekiyor, aksi halde terazi sallanır ve doğru ölçemez.

Mantık istediği kadar sarsılmaz olsun, yaşamak isteyen bir adama direnemez.
Josef, yalvarırım kendine gel, kayıtsızlığın beni çıldırtıyor. Seni gören birinin, 'baştan yitirilmiş dava' deyimine inanası geliyor.
Düşünceleri fazla dikkate almamalısın. Yazı değişmez, düşünceler ise çoğu kez sadece yazı karşısındaki aczin ifadesidir.
Kuşku altında olan için hareket, hareketsizlikten iyidir, çünkü hareketsiz duran, kendisi de bilmeksizin, hep bir terazinin kefesinde olabilir ve günahlarıyla tartılabilir.
Yalnızca aptal oldukları için bu denli kendilerinden emin konuşabiliyorlar. Dengim olan bir insanla konuşacağım birkaç sözcük, her şeyi bunlarla yapılacak en uzun konuşmalarla karşılaştırılamayacak ölçüde aydınlatacaktır.
Bir anlam istiyorsunuz ama bana en anlamsız şeylerle geliyorsunuz.










5 Ocak 2016 Salı

FİLM TAVSİYESİ İSTİYORUM

 



    Son günlerde blogta çokca film postu paylaştım.Bundan dolayı bir film izlemeye bir ara vermeyi ve bu ara  dönemde sizlerden bu başlık altında sizlerin bana önereceği filmleri yazmanızı istiyorum:)
Normalde uzunca izlenecek bir film listem var. Lakin listemde bulunan filmlerin süreleri çok uzun ben kısa filmler izlemek istiyorum. Sizlerin bana vereceği tavsiyeyi merakla bekliyorum.
Tavsiye edeceğiniz filmler şu özelliklere sahip olursa sevinirim:
* Süre olarak 90 dakikayı geçmesin lütfen :)
* Yapımı Millet olarak fark etmez.  ( Amerikan, Türk, Fransız, Hindistan.....)
* Tür olarak fark etmez

  Film önerilerinizi bekliyor olacağım.

 Ayrıca bir süre postlarıma okuduğum kitaplarla ve düşünce yazılarımla devam etmeyi planlıyorum.


Sevgilerle....

Kısa Kısa ve Bir Adet İçten Teşekkürler

  Geçen yıl kuzenlerimeden ödünç aldığım kitaplar vardı. Bu kitaplar için onlara çok teşekkür ediyorum. Blog yazmaya başlamadan önce kitapları okumuştum :) Burada bir kaç kelam etmek istiyorum.

1) Ömür Boyu Aşk


2) Ölümsüz Kalp

3) Huysuz Kitapçı Bay Fikry'nin İnanılmaz Hikayesi - Gabrielle Zevin

4) Kocan Kadar Konuş

5) Elif Gibi Sevmek

6) Çikolata Kaplı Hikayeler - Canan Tan

7) Sen Benim Diğer Yarımsın

8) Mart Menekşeleri- Sarah Jio

UDAAN

  
2010 - Hindistan
Dram
138 Dak.
 ,   ,   ,   ,  





















Konusu:


Hindistan'ın iyi yatılı okullarından birinde okuyan Rohan ve 3 arkadaşı, 
okuldan kaçıp sinemaya gittikleri için okuldan atılırlar ve evlerine dönmek
zorunda kalırlar. Arkadaşlarından farklı bir şehirde yaşayan Rohan'ın annesi
yıllar önce ölmüş, şimdi yanına döneceği babası ise Rohan'ı 8 yıldır görmemiştir.
Rohan babasının yanına döndüğünde bugüne kadar hiç görmediği 6 yaşında bir
üvey kardeşi olduğunu öğrenir. Ayrıca babasının sert, otoriter ve katı dünyasıyla 
da tanışır.Bir yazar olmak için yaşayan ve sürekli yazan Rohan, üniversitede 
edebiyat okumak istemektedir.Ancak babası onunla aynı şekilde 
düşünmemektedir ve Rohan için farklı planları vardır. Rohan bu yeni dünyada 
yaşamaya çalışırken, amcası ve yeni arkadaşlarıyla birlikte şehrin sokaklarıyla 
birlikte, başlarda ısınamadığı kardeşi Arjun'un ve kendisinin iç dünyasını 
da keşfedecektir.
    Udaan IMBD puanı çok yüksek Hindistan yapımı bir film. Hindistan yapımı deyince aklınıza müzikal tadında bir film gelmesin. Hiç kusura bakmayın renkli bir film değildi. Müzik vardı ama dans yoktu. Yani anlayacağınız, bildiğiniz bir Hint filmi değildi. Lâkin benim naçizane görüşüm bu film bana göre bir filmdi. Eğer benim gibi şiir seviyorsanız filmin içinde geçen şiirler hoşunuza gidebilir.
    Konusu ise gerçek hayatta yaşanabilecek bir olayı anlatması ve bu olayı olağanüstü hallere karşımıza çıkarmaktansa daha durağan bir yapıyla karşımıza çıkarıyor. Bu manada belki Udaan filmi size sıkıcı gelebilir. Ama sakin filmleri seven ve filmdeki hazzı yavaş yavaş almak istiyorsanız gayet hoş, naif ve kaliteli bir film olabilir. Yok  arkadaş ben heyecan istiyorum. Olay örgüsü karmakarışık filmlerden hoşlanıyorum diyorsanız size sıkıcı gelebilir.

    Ayrıca filmi izlerken bir karaktere ağza alınmayacak sözler  sarf etme ihtiyacını hissedebilirsiniz.
   Genel olarak ben beğendim. Türk filmi tadında bir Hint filmi idi.

3 Ocak 2016 Pazar

Ters Yüz - Inside Out

Yapım: 2015 ABD
Tür: Animasyon
Süre: 130 Dak.
YapımcıJonas Rivera








Babasının yeni işi nedeniyle Amerika'nın orta kesiminden San Francisco'ya taşınan Riley (seslendiren Kaitlyn Dias), yeni ortamına uyum sağlamakta güçlük çekmektedir. Hepimiz gibi davranışları, duygularından etkilenen Riley'nin beynindeki duygu merkezinde yaşayan Neşe, Öfke, Korku, Tiksinti ve Üzüntü, genç kızın hareketlerinde büyük pay sahibidir. Yeni yaşamındaki çalkantılar duygu merkezinde bir krize neden olmuştur. Neşe, olaylara olumlu yanından bakmaya çalışsa da diğer duygular yeni şehir, okul ve yaşama karşı farklı reaksiyonlar gösterir.























   Güzel bir animasyon filmi. Disney yapımı  bir animasyon. Filmde bilinç dünyası ayrıntılı işlemiş. Bu manada bir psikolojik animasyon filmi de sayılabilir.Genellikle uzun filmler izlemeye alışkın olduğumdan bu film bana kısa geldi.

    Filmde karakterler çok sınırlıydı ama güzel bir kurgusu vardı. Lakin bana bir iki soru işareti bıraktı. 
1) Filmde Neşe karakteri ön plana çıkarılmış bundan ötürü ne olursa olsun mutlu olmamız gerektiği mesajını algıladım. Yani hep neşe aktif değil hayatımızda hal böyle iken insan herşeye mutlu olması beklenemez değil mi ?
2)Duygu nedir?Duygularımızı biz mi kontrol ediyoruz yoksa onlar mi bizi?
Ne yapayım? Soru sormadan edemem. Bu masum filmde bile soru sormadan çekinmem. 

Son olarak, Bu film eğer ki sınavlardan beyniniz kaynadı ise yahut iş hayatınız şu günlerde sıkıcı geçiyorsa veya ev işlerinden bunaldıysanız çoluk çocuk hep birlikte izleyebilirsiniz.























2 Ocak 2016 Cumartesi

BARFI! AŞKIN DİLE İHTİYACI YOKTUR



10 Mayıs 2013
2012 - Hindistan
Dram ,  Komedi ,  Romantik
151 Dak.
Anurag Basu ,  Sanjeev Dutta




Film Özeti

Barfi hem işitme hemde konuşma özürlü bir gençtir. Shuriti Adında genç Bir kıza aşıktır Fakat Shuritinin ailesi onun normal Bir erkekle evlenip iyi bir mutlu hayat kurmasından yanadır. Barfi bu umutsuz aşkdan yorulmuş yepyeni bir hayata başlamıştır. Bu arada Jhilmil adında yeni bir sevgilisi de olmuştur. Fakat polis tarafından da aranmaktadır tam bu dönemde tekrar karşısına çıkan Shuriti bütün dengelerini alt üst etmiştir. Artık Barfi bir seçim yapmak zorundadır.


Barfi: Aşkın Dile İhtiyacı Yoktur Resimleri

  "Ne konuşabiliyorsunuz ne de duyabiliyorsunuz." Bir düşünün zihninizde canlandırın. Peki böyle bir engeliniz olduğu için belki aşık olmak sizin için zor olabilir. Ama Barfi için zor olmuyor. Çünkü duyguların dile ihtiyacı yok.Özelikle de aşkın dile ihtiyacı yok. Eğer karşınızdakini severseniz. Yani gerçekten severseniz. Karşılıksız ve onu anlamaya çalışırken onu olduğu gibi kabullenirseniz hiç bir şeye ihtiyacınız kalmıyor.Sevdiğiniz insanla birlikte hem yaşamayı hemde ölümü göze alabiliyorsanız sadece dile değil hiç bir şeye ihtiyacınız kalmaz.
   Filmin kurgusu çok iyiydi. Sürükleyiciliği çok iyiydi. Filmin asıl karakteri olan Barfi adeta Hintli Charlie Chaplin idi filmde. Yahut şöyle değerlendireyim Charlie Chaplin döneminin renklendirilmiş hali desek doğrudur. Ben izlerken çok güldüm. Lakin Barfi'nin çok romantik bir yönü daha var zaten filmin başında bunu anlarsınız :) Acısıyla tatlısıyla kendini izlettiren bir film ..
  Sonu benim beklediğim gibi bitmedi ama bu sondan da memnun oldum. Bir yandan ağzımda küçücük bir tebessüm diğer bir yandan da gözlerimin hafifçe  yaşarması ile filmi bitirdim diyebilirim. Bu duyguyu hayatımda zor yaşarım bir yandan gülerken diğer yandan da ağlamak... :)
 Genel olarak, Filmi beğendim ve sizlere tavsiye ediyorum. Sevginizin kıymetini bilin ve eğer izlerseniz ve ya izlemişseniz. Hepimizin bu dünyadaki hayatı filmin sonundaki gibi olsun :)  

1 Ocak 2016 Cuma

MARSLI - THE MARTIAN




   Vizyon Tarihi
02 Ekim 2015
2015 - ABD
Bilim Kurgu ,  Aksiyon ,  Gerilim ,  Macera
141 Dak.
 ,   ,   ,  ,  
Drew Goddard


Film Özeti

Mars’daki bir görev sırasında çıkan bir fırtınayla ekipten ayrı kalan ve o noktadan sonra da geride kalanlar tarafından bulunamayınca ölmüş olarak kabul edilen bir astronotu anlatıyor. Senaryo da bu astronotun hayatta kalma mücadelesini aktarıyor. Söz konusu olan karakter oldukça şahsına münhasır, kendisiyle dalga geçebilme yeteneğine sahip esprili bir adam. Yani bir yandan çok dramatik, öte yandan da eğlenebileceğiniz bir adam.








    Gelelim benim yorumuma Filmin kalitesi fevkalede idi. Bilim Kurgu ile ilgilenmiyorsanız bile sırf görüntü kalitesi için izleyebilirsiniz. Matt Doman harika bir performans sergilemiş. Film 2035 yılında geçiyor. Belki filmde ki yaşanan olayları belki görebiliriz.20 yıl çok uzun bir zaman dilimi olmasa gerek :) Konusunu çok sevdim. Bir insan Mars'ta yahut başka bir gezegende tek başına neler yapabilir.Filme çok büyük miktarda para harcanmış ama film bunun hakkını vermiş( İMDB puanı 8.3 ) 
   Filmdeki Masaüstü Bilgisayarlar dikkatimi çekti hani şu 1995-2006 yılları arasında kullanılan büyük mönütürlü olanlardan vardı. Yıl olmuş 2035 hala bilgisayarlar olmamış.
  Filmin sonu daha farklı olabilirdi. Mesela NASA Marsta  organik tarım çalışmaları yapabilirdi.
  Filmde NASA'nın uluslararası bir kuruluş olduğunun vurgusu yapılmıştı. Madem bunu öne sürüyorsunuz. Astronot ekibi etnik çeşitliliği bulunan bir ekip olabilirdi..
  Son olarak. Filmi beğendim Kitabını okumadım okur muyum bilmem. Ancak filmi izledikten sonra okumam benim için iyi olamayacaktır. Farkındayım bazı eleştirilerim eleştirmek içindi :)























Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...