20 Aralık 2015 Pazar

Bir Hint Filmi Moonu 3



30 Mart 2012
2012 - Hindistan
Dram ,  Gizem ,  Romantik
145 Dak.
,   ,   ,   

            Ram okula giderken Janani' e ilk görüşte aşık olmuştur ve Janani' nin aşkını kazanmak için pes etmeye de niyeti yoktur. Bu büyük aşk her ikisinin de hayatı için çok özeldir, ancak Ram'in arkadaşı geçen sürede onun psikolojik hastalığını fark eder ve Janani' ye fark ettirmeden hastaneye gidip gelmektedirler. en büyük imparatorlukların bile kaçınılmaz sonu olan bu 3. dönem yani çöküş dönemi bu büyük aşk için nasıl gerçekleşecektir? bunu Ram'in düşmanları mı yoksa kendisi mi yapacaktır yada aşkı için ailesinin hayatını yerle bir etmekten korkan Janani mi?

        Bir filmi ararken karşıma bu film çıktı ve izledim.Filmin öyle müthiş bir konusu yok malesef ancak oyunculuklar çok güzeldi. Filmde bir adet Psikolojik hastalık işleniyordu ancak ayrıntıya girilmeden başta komik olan bu film sonunda bir çok insanı ağlatmış ama ben sonunu biraz tahmin ettiğimden dolayı ağlamadım. Ayrıca bir yeri çok realist geldi.Çünkü filmlerde sanki mutlaka yakışıklı ile güzel evlenmek zorundaymış gibi bir his verilir bu film o cinsten değildi. 

Why This Kolaveri Di şarkısı bu filme aitmiş. 




İşte bir kaç replik bol bol Spoiler olsun İnşallah.





18 Aralık 2015 Cuma

Franz Kafka Dönüşüm

         Franz Kafka'nın kitaplarını daha önce okumamıştım. Geçen ay Dava ve Dönüşüm kitaplarını aldım. Kitapları almamın nedeni 18 ile 23 yaş grubunun yani benim grubumdaki yaşıtlarımın ilgiyle okuması idi Franz Kafka'yı bende merak ettim insanlar Tolstoy dururken neden bunu okur diye? Elbette bir başka sebebi daha var İnternet Sitelerinde sürekli önerilen kitaplar olması hasebiyle Kafka ne yazmışta insanlar bunu okuyor diye merak ettim. 
     
      Sonunda Dönüşüm Öyküsünü okudum.Dönüşüm kitabı alegorik bir kitap  diyebilirim. Çünkü "Kitaptaki asıl karakter bir sabah bir böceğe dönüşüyor ve Hikaye bu olayın o günün (kitabın yazılış tarihi ile) olaylar şekilleniyor. Kafka bu hikayede; Kapitalizme, Sanayi Devrimine ve insanların saatli köle olarak çalıştırılmasına üstelik Kendi aile yaşamına ilişkin ip uçları veriyor. Örneğin Aile'si ile olan ilişki bilhassa Babası ile olan ilişkisini yansıttığını düşünüyorum.
        
          Özellikle, Kız kardeşin tavırlarına ayrı bir sinir oldum. Karakter hakkında bir şey yazmak istemiyorum çünkü okumalısınız. :)
          
         Bu hikaye benim aldığım basımda oldukça kısa yani oturup bir kaç saate okuyabilirsiniz. Bakmayın bana ben sabah okula giderken otobüslerde okudum :

İŞTE KİTAPTAN ALINTILAR....BELKİ AZ MİKTARDA SPOİLER İÇERİR...
Bu erken kalkmak yok mu, diye düşündü, insanı aptala çeviriyor.

Sakin, olabildiğince sakin düşünmenin çaresizce karar vermekten çok daha iyi olduğunu arada bir düşünmeyi de ihmal etmiyordu.


Mantık istediği kadar sarsılmaz olsun, yaşamak isteyen bir adama direnemez


Kuşku altında olan için hareket, hareketsizlikten iyidir, çünkü hareketsiz duran, kendisi de bilmeksizin, hep bir terazinin kefesinde olabilir ve günahlarıyla tartılabilir.


İnsan bazı anlarda çalışamayacak halde olabilir, ama bu anlar eski başarıların hatırlanması ve daha sonra, engel ortadan kaldırıldığında, insanın şüphesiz daha bir azimle ve gayretle çalışacağının düşünülmesi için de en iyi zamandır.


...Sanırım en iyisi odaya hiç dokunmayıp nasılsa öyle bırakmak, ilerde yine aramıza döndüğünde Gregor'un hiçbir şeyi değişmemiş bulması arada geçen zamanı daha kolay unutmasını sağlayacaktır...



Daha dün akşamdan bir sıkıntı vardı içimde küçük bir önsezi gibi. Evdekiler dikkat etselerdi, yüzümden anlayabilirlerdi.

Dönüşüm: yabancılaşmanın ağırlığı.

Insan belli bir anda çalışamayacak durumda olabilir ;ama o insanın geçmişteki hizmetlerini anımsamak ve engel ortadan kalktıktan sonra hiç kuşkusuz daha büyük ve yoğun bir çaba göstereceğini düşünmek için en uygun olan zamanda işte o andır.

SON OLARAK

    Kafka yaşadığı toplumu eleştirip modern hatta post modern bir tepki olarak yazmış hikayelerini ve öykülerini ancak çevremde yahut instagramda gördüğüm kadarıyla entel gözükmek için okunuyor. Belki de okunmuyor. Ellerde taşınıyor. Fotoğrafı çekiliyor. Okunacaksa Eleştirel bir tavırla okunmalı. Üzerinde düşünmeli. diyorum.

Dönüşüm Franz Kafka

16 Aralık 2015 Çarşamba

Kayıp Gül 2- Ölümsüz Kalp

 Kayıp Gül serisi iki kitaptan oluşuyor. İlk kitabı okumadım. Bu kitap hediye bir kitaptı. ( güzel bir hediye, Hediye eden şahsı çok severim)Birinci kitabın nasıl olduğunu bilmiyorum çünkü okumadım. Fakat kitapların konuları farklı

Kitabın ilginç özelliği Anton Çehov'un Martı'sı, Antoine de Saint-Exupéry'in  Küçük Prensi ve Paulo Coelho'nun Simyacı'sı ile kıyaslanmış büyük başarı. ancak eleştiri bu durumda benim haddime değil ancak düşüncem şudur:

" Ben Martıyı okumadım.( En kısa sürede okuyacağım). Küçük Prensi de henüz okuyamadım ancak lisede katıldığım sevimli insanlardan oluşan bir toplulukta  yahut grupta şiirler okuyup onları yorumlardık. Çok kıymetli hocam, üstadım (kendisini çok severim aylardır göremiyorum) bize küçük prensi okurdu. Bizde dinlerdik. Küçük Prens üzerine konuşurduk. Lafın kısası, Ben küçük prensi okumadım ancak çok yorumladım ve hayatıma taşımaya çalıştım.Simyacı'ya gelince Simyacı'yıda okudum Fakat (benim için) Bir Simyacı olamaz. Çünkü Simyacı bana kitapları sevdiren kitaplardan biridir simyacı orijinaldir. Türünün en güzel örneğidir.Simyacı ve Küçük Prens olamaz demiyordum. Benim açımdan olamaz. Yoksa yazarımız gayet başarılı İskender Pala'dan tutunda Dış Basında( Özellikle Avrupa ülkelerinde) çok sevilmiş. Türkiye de de uzun süre en çok okunan kitaplar arasında olmuş.

Beğendiğim noktalar:

Birincisi "Yazarın gerçek hayatta olmayacak bir olayı masal tadında değilde öykü tadında anlatması"

İkincisi ise kitapta sevgi kavramının işlenmesi. Bu duygu tüm duygulara olgulara hitap etmesini çok güzel anlatıyor. bence eğer yaptıklarınız Sevgi ile ise ölümsüz kalır.

Üçüncüsü ve en sonuncusu ise, Türkiyede yetişmiş bir yazarın dünya çapında beğenilmesidir.
İşte aldığım notlar:

"Sen  de kendi içine girdiğinde benzer seslerle karşılacaksın.Aynı yerde birbirine zıt sesler."

"Bir sonraki odaya  geçmeden, daha sonraki odayı düşünürsen, yol gözünde büyür ve cesaretsizleşirsin ve belki de pes edersin."

"Çıkış her zaman vardır"

"Güzel düşünürsen güzel bulursun"

"Ama olur da olumsuz bir durumla karşılarsan , o zaman sev."

"Sevgi seni taşır.."

"Tek zenginliğim dostlarıma duyduğum sevgidir."

"Her şeyi hatırlarım, ama dostlarımın hataları hariç, o konuda ise çok unutkanımdır."

"Hafızam çok zayıftır. Her şeyi unuturum, dostlarımın iyilikleri hariç."

"zevk duyduğum tek şey öfkemi yutmaktır".

" en önce kendimi affetmeyi öğrendim ki, başkalarını affedebileyim."

"Sadakat gözlerinin gördüğüne değil, sevdiğinin söylediğine inanmaktır."


Not: Geçen Hafta Ömür boyu aşk 2 yi yayınlamadığım için özür diliyorum :'(

14 Aralık 2015 Pazartesi

İnsanlık


Cahil kalmayı seviyorum."Cehalet mutluluktur" deyip kendimi kandırıyorum. Medyanın koyduğu kurallara göre oynuyorum. "Zaten stresli bir hayatım var. Bana ne?" diyerek insafsızlaşıyorum. Bunu 3 haftatır Haberleri takip etmiyorum. Kendimi rahatlık tayfasına alarak bazen bakmıyorum. Fakat mutluluk bana batıyor duramıyorum böyle. Dertlenmek istiyorum Kendi dertlerimi unutup Fikir çilesi çekmek istiyorum. Dünyada başka insanlarda var bir ben yokum diyorum.


işid infaz ile ilgili görsel sonucu
Biz romantizm için kar yağmasını beklerken battaniyeye muhtaç milyonlarca insan var.bizler temiz mis (!) kokulu deterjanlarla yıkanmış elbiselerimizi giyerken gömleği kana bulanan gençler var. İnsan hakları varken halaseçme ve seçilme hakları olmayanlar var.Terör var,kan var ve açlık var! Tüm dünya bunu görür bilir. en sadece iki dakikalık haberlerden beş dakikalık haber okumalrından bilirim!
Bütün dünyada böyle bilir.Yere düşen karların
kırmızıya boyanışını hepimiz meyve yerken seyrederiz. O an için ağzımıza lokmayı koyamayız ve olmayan
insanlık ile ilgili görsel sonucuvicdanımız sızlar. Sonra ne mi olur unutulur bunlar.
Unutmak insanlığın ata sporudur.İdeolojiler yoktur
benim için ölen insanlar vardır. Akdeniz'in Ceset denizi
oluşu vardır. Umut sandallarını batıranlar vardır.
Bir de bunlar çıkıp insan hakları var diyenler.
İnsanlık bu mu?Hak ve adalet bu mu?
Yoksa çelmemi takmak?
Yıllardır süren savaşı durdurmamak mı?
Nedir?


Orucunu tutuyor diye eziyet görenler varken, Gençler Mescitlere  giremezken, çocuklar ölüp toz kanatlı bir kelebek olurken Nerede İnsan Hakları? Sizin insanlığınız sıcak bölge oluşturup, Bölgeleri bomba bulutları oluşturarak orayı kaynatmak. Vahşetinizi tüm insanlığa seyrettirmek, Tarafsız değil taraflı yargılamak. İnsanları kağıt gibi yakmakla ısınmak.
misket bombası ile ilgili görsel sonucu

  Benim sizden kendim için
hiçbir şey istediğim yok.
Şeker bile yiyemez ki
kağıt gibi yanan çocuk.
Çalıyorum kapınızı,
teyze, amca, bir imza ver.
Çocuklar öldürülmesin
şeker de yiyebilsinler. ( Nazım Hikmet Ran)


Efendiler izin verin" Bulutlar adam öldürmesin."
                                      

13 Aralık 2015 Pazar

Oh Sonunda Bu da Bitti...

Eylül ayında AÖF ikinci öğretim için AÖF bürosuna gidip ders kitaplarımı aldığımdan beri adalet derslerine çalışıyorum. Otobüste evde okulda ve her yerde... Geçtiğimiz bir buçuk hafta boyunca ise günde 2 yada 3 saat uyudum ve sürekli ders çalıştım. Bu yüzden blogta yazı paylaşamadım. Hatta takip ettiğim bloglara birr yorumcuk dahi bırakamadım :( Okul derslerimi de aksattım okul sınavlarımın sonuçları çok kötü :( Bu ay ise bunlarla uğraşacağım. Günlerce aşağıda görmüş olduğunuz görüntüde ders çalıştım.

Canım sıkılınca yaptığım iş ise deneme yazmaktı...



Kitap dahi okuyamadım.


Sınavlarım çok şükür genel olarak iyi geçti.


Şimdi dört gözle sonuçları bekliyorum.


Bir de açıköğretim okumakta ne var derdim. Oh ne rahat diye düşünürdüm. Lakin benim düşündüğüm kadar basit değilmiş. Bu dersleri kendi başınıza çalışıyorsunuz bir öğretmen anlatmıyor. Ders kitaplarındaki ise çok karışık cümlelerden oluşuyor. Birde AÖF öğrencileri genelde ikinci üniversite veya bir işte çalışırken okudukları için zor.Ben buraya ağırlık verdiğim için buranın sonucunu yüksek bekliyorum ancak hazırlık için aynı şeyi söyleyemeyeceğim şimdi ise oturup ingilizce çalışmam lazım. Bi bitmiyor bu ders çilesi :(

 

8 Aralık 2015 Salı

Mücver Yaptım !!!!

Merhaba
Artık haftada bir yemek tarifi paylaşacağım. aslında geçen hafta yapmıştım mücveri lakin bugün paylaşmak kısmet oldu :) İlk kez mücver yaptım. Bizim evde çok tercih edilen bir yemek değildir lakin bu yaptığım mücver güzel oldu :)

İşte Malzemelerimiz:

3 Adet Kabak
3 Adet Yumurta
6 Kaşık Un
1 Paket Kabartma Tozu
Tuz
1 adet kuru soğan( Yeşil soğanla da yapabilirsiniz)
Maydanoz
Dere Otu
Karabiber
Kırmızı Biber
Sıvı Yağ


Önce kabaklarımızı ve soğanımızı güzelce yıkayıp, soyuyoruz. Ardından ikisini derin bir kaba rendeliyoruz. Maydanoz ve dereotunu ince ince doğruyoruz ve kabımıza alıyoruz. Ardından Tuzu Karabiberi ve kırmızı Biberi ekliyoruz. Yumurtalarımızı kırıyoruz. 6 kaşık unu ve kabartma tozunu ekledikten sonra güzelce karıştırıyoruz malzemelerimizi. Pürüzsüz bir kıvam elde ettikten sonra yağımızı bir tavaya döküp kızdırıyoruz. Kızan tavaya karışımdan bir kaşık döküp döküp kızartıyoruz. Kısık ateşte ağır ağır pişirirseniz içi güzel pişiyor :) İşte Hazır.. Benim ki böyle oldu...Afiyet olsun...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...