13 Nisan 2020 Pazartesi
Corona Günlüklerim - 9 Tolerans Üzerine Bir Mektup
Herkese Merhaba,
Yine bir yazı ile karşınızdayım. Corona Günlüklerimin son gününü yazıyorum. Pazartesiden itibaren işteyim. İşe beş gün gideceğim sonra nasipse tekrar hafta sonları ile birlikte 9 gün idari izinli olacağım.
Dünümü anlatıyorum.
Önceki gün epey bir tembellik edip işlerimi yapmamış ve ertelemiştim bugün ise önceki günümü telafi etmek üzerine oldu. O yüzden de hem aynı günü hem de bir önceki günümün işini yapmak beynen zorladı diyebilirim. Ama olsun.
Ben işlerimi 30 dklık planlarla planlıyorum. Bu plana göre 30 dakika da her şey yapılsa da önceki günün hiçbir şey yapmayınca haliyle insanın saati de şaşıyor. Ama yine de yetiştirdim. (Sadece Sporum kaldı. Onu da diğer günlere yedireceğim. Mesala hergün 15-20 dk fazla spor yaparak telafi edeceğim.)
Kitabımı da bitirdim.
Kitabın adı: Tolerans Üzerine Bir Mektup
Kitabın Yazarı: John Locke
Evet kitabımızın yazarı, John Locke hani şu zihin boş bir levhadır, diyen filozofumuz. Kendisi Bilgi Felsefesi konusunda benim neznimde daha çok tanınıyor. Fakat Kendisi Siyaset Felsefesi alanında da oldukça etkili olmuş bir isim. Tolerans Üzerine Bir Mektup adlı kitabında da bunu gayet net görebilmekteyiz. Hatta John Locke, JJ Rousso'yu etkilemiş bir isim. Biliyorsunuz JJ Rousso'dan ise Atatürk etkilenmişti ve Türkiye Cumhuriyetini kurmuştu. Sadece Türkiye özelinde değil, bugünki dünya devletlerinin oluşmasında bu isimlerin etkisi var.
Benim elimde bulunan kitap Atıf yayınlarına ait. Çeviri ise Fikret Yılmaz'a ait. Bu tür kitaplarda çeviriye özellikle dikkat etmek gerekiyor. Her tür kitap da çeviri önemli bir kriter ama felsefe kitaplarında bu önem iki kat artıyor, diyebiliriz. Çünkü insan düşüncesinde etki eden önemli araç dil. Dil farklılaştıkca insanların düşünceleri de o denli farklılaşır.
Kitap asıl metinden önce Locke ve Tolerans üzerine durmuş. Tolerans kelimesinin ne olduğunu bizlere açıklamış. Açıkcası bilmediğimiz ya da bildiğimizi sandığımız kelimelerin sözlük anlamları farklı olabiliyor. Esasında tolerans kelimesini türkçe karşılığı olarak hoşgörüyü kullanıyoruz. Fakat bu yanlış bir kullanım. Çünkü hoşgörü adı üstünde kendinden olmayan grup ve insanı olduğu gibi kabul edip hoş görmektir, tolerans ise hoş görmediği halde farklı grup ve insanların olmasına müsaade eder. Tolerans kavramını Türkçeye Arapça'dan geçen müsâmaha kelimesinin karşılığı olarak değerlendirebileceğimiz kitabın başında çevirmen tarafından belirtilmiş ve benim hoşuma gitti.
Bunun yanında hep bize öğretilen hoşgörünün aslında yanlış olduğunu da görmüş oldum. Çünkü bir insan herkesi olduğu gibi hoşgöremez. Bu maddenin yapısına aykırı. Nitekim kitabın yazarı Locke'da içinde bulunduğu dönem ve şartlara göre pek tabi Osmanlı Devletini pek de hoşgörmüyor. Aslında şöyle bir düşününce her insan topluluğu bir başka insan topluluğunu sevmez. Hatta nefret eder. Ama bunu faşizan bir tavra çevirmemesi gerekir. Fakat hoşgörü bu nokta da kendi düşünceni imleme konusunda aşırı kaçtığından, sulha götürecek olan müsâmaha göstermektir. Locke bu kavramı, içinde bulunduğu dönemin hristiyan dünyasındaki değişmelere göre kitabında açıklıyor. Gereklerini ortaya koyuyor. Dönemin siyasi otoritelerini dolaylı yoldan da eleştiriyor.
Bu kitap aynı zamanda Hoşgörü Üzerine Bir Mektup olarak da dilimize farklı yayınlar ile çevrilmiş. Ben de ikisini farklı bir kitap olarak düşünüp birlikte siparişini vermiştim. Sıradaki okuyacağım ise kitabın farklı çevrisini okuyarak, çevriler arasındaki farkı net görmek ve John Locke'un konu hakkındaki düşüncelerini sindirmek.
Bu haftalık bu kadardı. 9 gün boyunca sizlerle olmak keyifliydi. Ama hergün aynı içerik de yazı yazmak pek faydalı olmuyor. Gelecek için güzel bir anı birikti. Sanırım yaptıklarımı anlatan 2 günlük, 3 günlük yazılar yazabilirim. Ramazan da Covid 19 gibi bir seri başlatabilirim.
Görüşmek üzere...
12 Nisan 2020 Pazar
Corona Günlüklerim - 8
Yavaş yavaş corona günlüklerimin son yazılarını yazıyorum. Epeydir bloggerda olmayıp tekrar yazınca ve üst üste hergün yazınca çok sevdim. Çok vakit ayıramasamda blog yeni blogları öğrendim. Sevgili Deep Sayesinde tabii ki. Buradan kendisine teşekkür ediyorum.
11 Nisan 2020 Cumartesi
Corona Günlüklerim -7
Evet tam bir haftadır evdeyim. Kaldı iki günüm. Biraz enerji düşüklüğü yaşadığımı hissediyorum. Aslında sabah vakti tüm enerjimi spor yaparak harcamaya kendimi alıştırmışken öğleden sonra spor yapmaya karar verdim. Hatta camları silme işlerini de öğleden sonraya bırakmıştım fakat çalıştığım yerde biri korona virüse yakalanmış. Bunun haberini alınca hiç bir şey yapasım gelmedi.
10 Nisan 2020 Cuma
Corona Günlüklerim - 6 Corona'ın Öğrettikleri Üzerine
(Geçmiş günden bir manzara)
Herkese Merhaba,
Korona virüs dolayısıyla evde geçen günlerimi anlatmaya çalışıyorum. Hem de kendim için motivasyon oluşmuş oluyor. Heybeme alabildiğimce yük almayı, yağmur bulutumdaki yağmur kapasitesinin artması için uğraşıyorum.
9 Nisan 2020 Perşembe
Corona Günlüklerim 5 - Airlift Film.
Korona Öncesi çektiğim bir fotoğraf
Bilgisayarın başına ancak geçebildim. Günler birbirine her ne kadar benzese de her gün birbirinden daha farklı yapmak bizim baktıklarımızla gördüklerimiz arasındaki algıyı değiştirmekle olacağına inanıyorum.
8 Nisan 2020 Çarşamba
Corona Günlüklerim 4 - Pizza Yaptım, The Platform, Ahkaf Suresi
Herkese Günaydın,
Günler her ne kadar yavaş geçse de bana göre hızla akıyor. Özellikle telefonu elime aldığım vakit. Pomodoro yapmadan saate bakarak çalışsam bile 30 dk zaman kaybım oluyor. Bu saate bakarak yaptığım. Saate bakmadan kim bilir, ne kadar vaktim kayboluyor.
Evet son iki gün hava daha güzel seyrediyor. Dışarıya çıkamıyoruz fakat havanın iyi olması insana güç veriyor. Neşesini değiştiriyor. Ben galiba havanın en çok 16-17 derece olduğu zamanı seviyorum.
Her Neyse gelelim dün yaptıklarıma, Sabah sporuyla başladığım günüm devamında pizza yapımıyla devam etti. Sabah 06:00'da uyanıp kahvaltıyı 6 da yapanlar için fena bir seçim değil. Evet kahvaltıda pizza yedim, yedik. Çünkü aynı karbonhidratı Akşam yemeğinde almaktansa sabah kahvaltısında almak daha mantıklı geliyor. Bilmem belki de yanlış yapıyorum.
O kadar kaloriyi aldıktan sonra tabii ki, öğle ve akşamı boş geçirmeye karar verdim. Tabii biraz atıştırdım. Ben aç kalamam ama tam bir öğün yemedim. Fakat yine de aç değilim.
Kandil olduğu için, sevdiklerimle büyüklerimle telefon konuşmalarıyla geçti günün büyük bir çoğunluğu.
Daha sonra film izlemeye karar verdik. Bu sefer bir iki yazı öncesinde yorumlarda önerdiğiniz Platform filmi önerilmişti. Onu izledik ve baya etkilendik. Tamda sabahında koca bir tabak pizza yediğimiz gün bunu izlememiz vurucu oldu. Film sistem eleştirisini güzel yapmış fakat bence eksikleri var. Joker filmi gibi bu film de kapitalizmi eleştirip kapitalizmi besliyor. Dünyanın en büyük yayıncı şirketlerinden birinde yayınlanıyor. Eleştirmeden önce filmin konusu anlatayım.
Bir çok kattan oluşan bir binada her kattaki insana yetecek kadar yemek en üst katta hazırlanıyor ve servis ediliyor. Fakat en üst kattakiler gereğinden fazla yiyerek alt kattakilerin yemeklerini de yiyorlar. (Tıpkı stok yapmak gibi). Biraz da dünya düzenine bir gönderme var. Kaynakları hunharca savuran ülkeler varken bir yanda açlıktan ölenler gibi. Ya da dünya servetinin önemli bölümünün %3'ün elinde bulundurulması gibi. Buraya çektiği mesaj çok güzel.
Filmin baş karakteri ise Goreng
Goreng, platforma sigarayı bırakmak, kitap okumak ve hapishaneden alacağı diplomayı düşünerek kendi isteği ile girer fakat sistemin nasıl çalıştığını bilmemektedir. Goreng olabildiğince kendi değerlerini de korumak için mücadele ediyor.

Filmi tavsiye ederim. Film de beğenmediğim çok şey yok. Öncelikle sonunu çok beğenmedim. Bunu izleyince anlarsınız. Diğer beğenmediğim nokta ise bazı sahnelerin gereksiz oluşuydu. En son beğenmediğim nokta ise fazlasıyla tiksindirici sahne vardı. Hala canım bir şey yemek istemiyor.
Son olarak bu filmi çok fakir ya da orta sınıfın oyuncağı olacak. Oysaki zenginler birbiri üstünden geçinen insanlar, servetini emek sömürüsü ile artıranlar izletilmeli. Geçmiş de de dünya kaynaklarının çoğunluğu azınlığın elindeydi. Şimdide azınlığın elinde, gelecekte de azınlığın elinde olacak.
Günlük kitap okumaya gayret ediyorum. Başladığım kitabın adı, Telorans Üzerine Bir Mektup. Yazarı John Locke.
Derken akşamı ettik. Kandil olsa da olmasa da günlük belli okumalar yapmaya gayret ediyorum. Meal ve Tefsir gibi. Size okuduğum en son surenin mealini de paylaşarak bu yazımı bitirmek istiyorum. Sağlıklı günler diliyorum.
Günler her ne kadar yavaş geçse de bana göre hızla akıyor. Özellikle telefonu elime aldığım vakit. Pomodoro yapmadan saate bakarak çalışsam bile 30 dk zaman kaybım oluyor. Bu saate bakarak yaptığım. Saate bakmadan kim bilir, ne kadar vaktim kayboluyor.
Evet son iki gün hava daha güzel seyrediyor. Dışarıya çıkamıyoruz fakat havanın iyi olması insana güç veriyor. Neşesini değiştiriyor. Ben galiba havanın en çok 16-17 derece olduğu zamanı seviyorum.
Her Neyse gelelim dün yaptıklarıma, Sabah sporuyla başladığım günüm devamında pizza yapımıyla devam etti. Sabah 06:00'da uyanıp kahvaltıyı 6 da yapanlar için fena bir seçim değil. Evet kahvaltıda pizza yedim, yedik. Çünkü aynı karbonhidratı Akşam yemeğinde almaktansa sabah kahvaltısında almak daha mantıklı geliyor. Bilmem belki de yanlış yapıyorum.
O kadar kaloriyi aldıktan sonra tabii ki, öğle ve akşamı boş geçirmeye karar verdim. Tabii biraz atıştırdım. Ben aç kalamam ama tam bir öğün yemedim. Fakat yine de aç değilim.
Kandil olduğu için, sevdiklerimle büyüklerimle telefon konuşmalarıyla geçti günün büyük bir çoğunluğu.
Bir çok kattan oluşan bir binada her kattaki insana yetecek kadar yemek en üst katta hazırlanıyor ve servis ediliyor. Fakat en üst kattakiler gereğinden fazla yiyerek alt kattakilerin yemeklerini de yiyorlar. (Tıpkı stok yapmak gibi). Biraz da dünya düzenine bir gönderme var. Kaynakları hunharca savuran ülkeler varken bir yanda açlıktan ölenler gibi. Ya da dünya servetinin önemli bölümünün %3'ün elinde bulundurulması gibi. Buraya çektiği mesaj çok güzel.
Filmin baş karakteri ise Goreng
Goreng, platforma sigarayı bırakmak, kitap okumak ve hapishaneden alacağı diplomayı düşünerek kendi isteği ile girer fakat sistemin nasıl çalıştığını bilmemektedir. Goreng olabildiğince kendi değerlerini de korumak için mücadele ediyor.

Filmi tavsiye ederim. Film de beğenmediğim çok şey yok. Öncelikle sonunu çok beğenmedim. Bunu izleyince anlarsınız. Diğer beğenmediğim nokta ise bazı sahnelerin gereksiz oluşuydu. En son beğenmediğim nokta ise fazlasıyla tiksindirici sahne vardı. Hala canım bir şey yemek istemiyor.
Son olarak bu filmi çok fakir ya da orta sınıfın oyuncağı olacak. Oysaki zenginler birbiri üstünden geçinen insanlar, servetini emek sömürüsü ile artıranlar izletilmeli. Geçmiş de de dünya kaynaklarının çoğunluğu azınlığın elindeydi. Şimdide azınlığın elinde, gelecekte de azınlığın elinde olacak.
Günlük kitap okumaya gayret ediyorum. Başladığım kitabın adı, Telorans Üzerine Bir Mektup. Yazarı John Locke.
Derken akşamı ettik. Kandil olsa da olmasa da günlük belli okumalar yapmaya gayret ediyorum. Meal ve Tefsir gibi. Size okuduğum en son surenin mealini de paylaşarak bu yazımı bitirmek istiyorum. Sağlıklı günler diliyorum.
46-AHKAF:
3
- Biz gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri ancak hak ile ve belirli bir süre
için yarattık. İnkâr edenler uyarıldıkları şeyden yüz çeviriyorlar.
4
- Ey Muhammed! De ki: "Allah'tan başka yalvardıklarınızı gördünüz mü? Onlar
yerden ne yaratmışlar bana gösterin. Yoksa onların göklerin yaradılışında
bir ortaklıkları mı var? Eğer siz doğru söyleyen kimseler iseniz bana bu Kur'an'dan
önce indirilmiş bir kitap veya ilimden bir eser getirin."
5
- Allah'ı bırakıp da kıyamet gününe kadar kendisine hiç bir cevap veremeyecek
olan putlara dua eden kimseden daha sapık kim olabilir? Oysa taptıkları şeylerin,
onların yalvarışlarından haberleri bile yoktur.
6
- Kıyamet günü insanlar biraraya toplandığı zaman taptıkları şeyler kendilerine
düşman kesilirler. Ve onların kendilerine tapmalarını inkâr ederler.
7
- Bizim âyetlerimiz kendilerine apaçık okunduğu zaman inkâr edenler kendilerine
gelen hak kitap için: "Bu apaçık bir büyüdür." dediler.
8
- Yoksa, "Onu (Muhammed) uydurdu." mu diyorlar? Sen de ki: "Eğer onu ben uydurmuşsam
Allah'tan bana gelecek cezayı savmaya sizin gücünüz yetmez. O sizin yaptığınız
taşkınlıkları daha iyi bilir. Sizinle benim aramda şahit olarak Allah yeter.
O çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
9
- Ey Muhammed! De ki: "Ben Peygamberlerin ilki değilim. Bana ve size ne yapılacağını
da bilmem. Ben ancak bana vahyedilene tabi oluyorum. Ben ancak apaçık bir
uyarıcıyım.
10
- De ki: "Ne dersiniz, eğer bu Kur'an Allah tarafından ise ve siz de onu inkâr
etmişseniz, bununla birlikte İsrailoğulları'ndan bir şahit de onun bir benzerini
(Tevrat'ta görüp) inanmışken siz hala büyüklük taslarsanız (haksızlık etmiş
olmaz mısınız)? Şüphesiz ki, Allah zalim bir topluluğu doğru yola iletmez."
11
- İnkâr edenler, iman ednler için: "Eğer İslâm'da bir hayır olsaydı onlar,
onu kabulde bizi geçemezlerdi." derler. Bununla muvaffak olamayınca da: "Bu
eski bir yalandır." diyeceklerdir.
12
- Kur'ân'dan önce de bir rehber ve rahmet olarak Musa'nın kitabı Tevrat vardı.
Bu Kur'ân ise zulmedenleri uyarmak, iyilik yapanları müjdelemek için Arap
lisanı ile indirilen ve kendinden öncekileri tasdik eden bir kitaptır.
13
- "Gerçekten Rabbimiz Allah'tır." deyip, sonra da dosdoğru olanlara gelince
onlar için hiçbir korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.
15
- Biz insana ana ve babasına iyilik yapmayı tavsiye ettik. Anası onu zahmetle
karnında taşıdı ve zahmetle doğurdu. Onun ana karnında taşınması ile sütten
kesilme süresi otuz aydır. Nihayet insan olgunluk çağına ulaşıp, kırk yaşına
geldiğinde der ki: "Ey Rabbim! Bana ve ana babama ihsan ettiğin nimetlerine
şükretmemi ve senin hoşnut olacağın salih amel işlememi ilham et. Benim neslimden
gelenleri de salih kimseler kıl. Doğrusu ben tevbe edip sana yöneldim. Ve
ben gerçekten müslümanlardanım."
16
- İşte yaptıklarının en güzelini kendilerinden kabul edeceğimiz ve günahlarını
bağışlayacağımız bu kimseler cennetlikler arasındadırlar. Bu onlara vaad edilmiş
olan dosdoğru bir sözdür.
17
- Ana ve babasına: "Öf size! siz bana öldükten sonra tekrar dirilip kabrimden
çıkarılacağımı mı vaad ediyorsunuz? Oysa benden önce nice nesiller gelip geçmiştir."
diyen kimseye ana ve babası Allah'a sığınarak "Yazıklar olsun sana! Gel iman
et, şüphesiz ki, Allah'ın vaadi gerçektir." dediklerinde o: "Bu Kur'ân öncekilerin
masallarından başka bir şey değildir" diyordu.
18
- İşte onlar kendilerinden önce gelip geçmiş olan cin ve insan toplulukları
içerisinde haklarında azab vaadi hak olmuş kimselerdir. Onlar gerçekten hüsrana
uğramışlardır.
19
- Herkesin yaptıklarına göre dereceleri vardır. Allah onlara yaptıklarının
karşılığını tam olarak verir. Onlara haksızlık edilmez.
20
- İnkâr edenler ateşe arzedilecekleri gün onlara: "Siz dünya hayatınızda bütün
güzel şeylerinizi harcadınız, onların zevkini sürdünüz, artık bugün yeryüzünde
haksız yere büyüklük taslamanız ve yoldan çıkmış olmanızdan dolayı aşağılayıcı
bir azabla cezalandırılacaksınız." (denir).
21
- Ey Muhammed! Âd kavminin kardeşi Hud'u hatırla. Hani O, Ahkâf denilen yerde
kavmini uyarmıştı. O'ndan önce ve sonra da nice peygamberler gelip geçmiştir.
Hud, kavmine: "Allah'tan başkasına kulluk etmeyin. Çünkü ben sizin için büyük
bir günün azabından korkuyorum." demişti.
22
- Onlar: "Sen bizi ilâhlarımızdan çevirmek için mi geldin? Eğer doğru söyleyenlerden
isen o bize vaad edip durduğun azabı haydi getir." dediler.
23
- Hud: "O azabın ne zaman geleceğine dair ilim Allah katındadır. Ben size
benimle gönderileni tebliğ ediyorum. Fakat ben sizi cahillik eden bir kavim
olarak görüyorum." dedi.
24
- O azabı, vadilerine doğru yayılan bir bulut halinde gördükleri zaman: "Bu
bize yağmur yağdıracak yaygın bir buluttur." dediler. Hud ise: "O sizin acele
gelmesini istediğiniz şeydir. O bir rüzgârdır ki, içerisinde acı bir azab
vardır.
25
- O rüzgâr, Rabbinin emri ile herşeyi yıkar mahveder." dedi. Nihayet helâk
oldular ve evlerinden başka hiçbir şey görünmez oldu. İşte biz günahkâr kavmi
böyle cezalandırırız.
26
- And olsun ki, biz onlara size vermediğimiz imkanlar vermiştik. Onlara kulaklar,
gözler ve kalpler vermiştik. Fakat kulakları, gözleri ve kalpleri onlara hiçbir
fayda sağlamadı. Çünkü onlar Allah'ın âyetlerini bile bile inkâr ediyorlardı.
Alay etmekte oldukları şey de onları sarıp kuşattı.
27
- Andolsun ki, biz sizin etrafınızda bulunan bir çok memleketleri helak ettik.
Belki tevhide dönerler diye ayetlerimizi çeşitli şekillerde açıkladık.
28
- Allah'ı bırakıp da kendilerine yakınlık sağlamak için edindikleri ilâhları
onlara yardım etselerdi ya! Ama hayır, aksine onlardan kaybolup gittiler.
İşte bu onların yalanları ve uydurup durdukları iftiralarıdır.
29
- Ey Muhammed! Hani biz cinlerden bir grubu Kur'ân'ı dinlemeleri için sana
yöneltmiştik. Onlar Kur'ân'ı dinlemek için hazır bulundukları zaman birbirlerine
"susun" dediler. Kur'ân'ın okunması bitince de birer uyarıcı olarak kavimlerine
döndüler.
30
- Onlar kavimlerine şöyle dediler: "Ey kavmimiz! Gerçekten biz Musa'dan sonra
indirilen ve kendisinden öncekileri tasdik eden bir kitap dinledik. O kitap
gerçeği ve doğru yolu gösteriyor.
31
- Ey kavmimiz! Allah'ın davetçisine uyun ve O'na iman edin ki, Allah da sizin
günahlarınızı bağışlasın ve sizi acı bir azabdan korusun."
32
- Her kim Allah'ın davetçisine uymazsa bilsin ki, yeryüzünde Allah'ı aciz
bırakacak değildir. Onun Allah'tan başka dostları da yoktur. İşte onlar apaçık
bir sapıklık içerisindedirler.
33
- Onlar gökleri ve yeri yaratan ve onları yaratmakla yorulmayan Allah'ın ölüleri
diriltmeye de kadir olduğunu görmüyorlar mı? Evet şüphesiz ki, O'nun herşeye
gücü yeter.
34
- İnkâr edenler ateşe arz olunacakları gün onlara: "Bu gerçek değil miymiş?"
denir. Onlar da: "Rabbimiz Hakk'ı için gerçekmiş!" derler. Allah onlara: "O
halde inkâr ettiğinizden dolayı şimdi tadın azabı!" der.
35
- Ey Muhammed! Azim sahibi peygamberlerin sabrettikleri gibi sen de sabret!
Onlar için (azab hususunda) acele etme. Sanki onlar kendilerine vaad edilen
azabı gördükleri gün dünyada sadece gündüzün bir saati kadar kaldıklarını
sanırlar. Bu bir tebliğdir. Hiç yoldan çıkan fasıklar topluluğundan başkası
helak edilir mi?
7 Nisan 2020 Salı
Corona Günlüklerim 3

(Bir türlü güneş açmayan bir İstanbul sabahından merhaba, fotoğraf düne aittir. Bugün daha güneşli bir gün olduğunu söyleyebilirim. )
Herkese Günaydın.
Bu yazıyı aslında gece yatmadan önce yazmam gerekiyordu fakat ertesi güne kaldı. Tembelliğim tutu da yine. 3. günümü sizlere anlatmak istiyorum.
Sabahları uyanmak da zorluk çekmeye başladım acaba geç yattığımdan mı yoksa, enerji düşüklüğümü neden bilmiyorum. Ama bildiğim tek bir şey var o da erken uyanmak her zaman için iyidir. O yüzden güne kahve içerek başladım.
Evet bugün çok farklı bir gün geçirdiğim söylenemez. Sabah spor yapıp ardından hamur işi yaptığım bir başka gün de bugün oldu. Uçların insanı olduğumu bir kez daha kanıtladım.
Bugün ne kitap okudum ne de film izledim. Ama verimsiz bir günde geçirmedim tabii ki.
1- Osmanlı Türkçesi kursum biliyorsunuz iptal oldu. Ama kurs hocamız watsapp üzerinden bize metin gönderiyor. Ya da metin okuduğu dersleri bize atıyor. Normalde kurs devam etseydi, birincil kaynakları okumaya başlayacakmış... Bu da okuyacağımız kaynak, Basiret gazetesi..
2- Bir diğer yaptığım şey ise Algoritma ve Programlamaya giriş kursuna kaydoldum. İSMEK'de uzaktan eğitime geçti ve bir kaç tane kurs oluşturdu. Açılan kurslara kaydolma ihtiyacı hissettiğimden dolayı en ilgimi çeken konunun bu olduğuna karar verdim. Aslında ne çalıştığım alanla ne de aldığım eğitimle bir ilgisi yok. Ama yine de günümüzde bilgisayarların nasıl çalıştığını öğrenmek için güzel olacağını düşünüyorum. Hem de vaktimizi bilgi ile dolduruyoruz. Unutmayalım bilgi güçtür.
3- Bir de Afad Gönüllü eğitimleri var. Ben Afad'da kayıt oldum olalı bir yıl oldu ama çoğu eğitimi tamamlamadım. Geçen gönderdikleri bir mesajla aklıma geldi. Aslında her ne kadar virüse odaklansak da deprem yangın gibi tehlikelerde ne yapacağımızı bilemiyoruz. Bu yüzden gönüllü eğitimlerine katılmak için boş vaktim varken değerlendirmek istedim.
4- Bir de pazara gittim. Çünkü, taze mevye sebze almam gerekiyordu. Evet dışarıya çıkmayacak kadar yiyeceğim olsa da meyve sebze pek dayanmıyor. Ya da çürüyor.
BU ARADA HAYIRLI KANDILLER DİLİYORUM.
Etiketler:
corona günlüklerim,
Eğitim,
günlük,
Yağmur Tozu
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







