9 Nisan 2020 Perşembe

Corona Günlüklerim 5 - Airlift Film.




Korona Öncesi çektiğim bir fotoğraf

Herkese Merhaba,

Bilgisayarın başına ancak geçebildim. Günler birbirine her ne kadar benzese de her gün birbirinden daha farklı yapmak bizim baktıklarımızla gördüklerimiz arasındaki algıyı değiştirmekle olacağına inanıyorum.

8 Nisan 2020 Çarşamba

Corona Günlüklerim 4 - Pizza Yaptım, The Platform, Ahkaf Suresi

Herkese Günaydın,

Günler her ne kadar yavaş geçse de bana göre hızla akıyor. Özellikle telefonu elime aldığım vakit. Pomodoro yapmadan saate bakarak çalışsam bile 30 dk zaman kaybım oluyor. Bu saate bakarak yaptığım. Saate bakmadan kim bilir, ne kadar vaktim kayboluyor.

Evet son iki gün hava daha güzel seyrediyor. Dışarıya çıkamıyoruz fakat havanın iyi olması insana güç veriyor. Neşesini değiştiriyor. Ben galiba havanın en çok 16-17 derece olduğu zamanı seviyorum.

Her Neyse gelelim dün yaptıklarıma, Sabah sporuyla başladığım günüm devamında pizza yapımıyla devam etti. Sabah 06:00'da uyanıp kahvaltıyı 6 da yapanlar için fena bir seçim değil. Evet kahvaltıda pizza yedim, yedik. Çünkü aynı karbonhidratı Akşam yemeğinde almaktansa sabah kahvaltısında almak daha mantıklı geliyor. Bilmem belki de yanlış yapıyorum.

O kadar kaloriyi aldıktan sonra tabii ki,  öğle ve akşamı boş geçirmeye karar verdim. Tabii biraz atıştırdım. Ben aç kalamam ama tam bir öğün yemedim. Fakat yine de aç değilim.




Kandil olduğu için, sevdiklerimle büyüklerimle telefon konuşmalarıyla geçti günün büyük bir çoğunluğu.

Platform (film) - Vikipedi

Daha sonra film izlemeye karar verdik. Bu sefer bir iki yazı öncesinde yorumlarda önerdiğiniz Platform filmi önerilmişti. Onu izledik ve baya etkilendik. Tamda sabahında koca bir tabak pizza yediğimiz gün bunu izlememiz vurucu oldu.  Film sistem eleştirisini güzel yapmış fakat bence eksikleri var. Joker filmi gibi bu film de kapitalizmi eleştirip kapitalizmi besliyor. Dünyanın en büyük yayıncı şirketlerinden birinde yayınlanıyor. Eleştirmeden önce filmin konusu anlatayım.

Bir çok kattan oluşan bir binada her kattaki insana yetecek kadar yemek en üst katta hazırlanıyor ve servis ediliyor. Fakat en üst kattakiler gereğinden fazla yiyerek alt kattakilerin yemeklerini de yiyorlar. (Tıpkı stok yapmak gibi). Biraz da dünya düzenine bir gönderme var. Kaynakları hunharca savuran ülkeler varken bir yanda açlıktan ölenler gibi. Ya da dünya servetinin  önemli bölümünün %3'ün elinde bulundurulması gibi. Buraya çektiği mesaj çok güzel.

Filmin baş karakteri ise Goreng
Goreng, platforma sigarayı bırakmak, kitap okumak ve hapishaneden alacağı diplomayı düşünerek kendi isteği ile girer fakat sistemin nasıl çalıştığını bilmemektedir.  Goreng olabildiğince kendi değerlerini de korumak için mücadele ediyor. 

Son Günlerin Çok Konuşulun Filmi: The Platform |Cımbız Ucu

Filmi tavsiye ederim. Film de beğenmediğim çok şey yok. Öncelikle sonunu çok beğenmedim. Bunu izleyince anlarsınız. Diğer beğenmediğim nokta ise bazı sahnelerin gereksiz oluşuydu. En son beğenmediğim nokta ise fazlasıyla tiksindirici sahne vardı. Hala canım bir şey yemek istemiyor. 

Son olarak bu filmi çok fakir ya da orta sınıfın oyuncağı olacak. Oysaki zenginler birbiri üstünden geçinen insanlar, servetini emek sömürüsü ile artıranlar izletilmeli. Geçmiş de de dünya kaynaklarının çoğunluğu azınlığın elindeydi. Şimdide azınlığın elinde, gelecekte de azınlığın elinde olacak. 

Günlük kitap okumaya gayret ediyorum. Başladığım kitabın adı, Telorans Üzerine Bir Mektup. Yazarı John Locke. 

Derken akşamı ettik. Kandil olsa da olmasa da günlük belli okumalar yapmaya gayret ediyorum. Meal ve Tefsir gibi. Size okuduğum en son surenin mealini de paylaşarak bu yazımı bitirmek istiyorum. Sağlıklı günler diliyorum. 



46-AHKAF:

1 - Hâ mîm.

2 - Bu kitabın indirilişi, çok güçlü, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah tarafındandır.

3 - Biz gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri ancak hak ile ve belirli bir süre için yarattık. İnkâr edenler uyarıldıkları şeyden yüz çeviriyorlar.

4 - Ey Muhammed! De ki: "Allah'tan başka yalvardıklarınızı gördünüz mü? Onlar yerden ne yaratmışlar bana gösterin. Yoksa onların göklerin yaradılışında bir ortaklıkları mı var? Eğer siz doğru söyleyen kimseler iseniz bana bu Kur'an'dan önce indirilmiş bir kitap veya ilimden bir eser getirin."

5 - Allah'ı bırakıp da kıyamet gününe kadar kendisine hiç bir cevap veremeyecek olan putlara dua eden kimseden daha sapık kim olabilir? Oysa taptıkları şeylerin, onların yalvarışlarından haberleri bile yoktur.

6 - Kıyamet günü insanlar biraraya toplandığı zaman taptıkları şeyler kendilerine düşman kesilirler. Ve onların kendilerine tapmalarını inkâr ederler.

7 - Bizim âyetlerimiz kendilerine apaçık okunduğu zaman inkâr edenler kendilerine gelen hak kitap için: "Bu apaçık bir büyüdür." dediler.

8 - Yoksa, "Onu (Muhammed) uydurdu." mu diyorlar? Sen de ki: "Eğer onu ben uydurmuşsam Allah'tan bana gelecek cezayı savmaya sizin gücünüz yetmez. O sizin yaptığınız taşkınlıkları daha iyi bilir. Sizinle benim aramda şahit olarak Allah yeter. O çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.

9 - Ey Muhammed! De ki: "Ben Peygamberlerin ilki değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. Ben ancak bana vahyedilene tabi oluyorum. Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım.

10 - De ki: "Ne dersiniz, eğer bu Kur'an Allah tarafından ise ve siz de onu inkâr etmişseniz, bununla birlikte İsrailoğulları'ndan bir şahit de onun bir benzerini (Tevrat'ta görüp) inanmışken siz hala büyüklük taslarsanız (haksızlık etmiş olmaz mısınız)? Şüphesiz ki, Allah zalim bir topluluğu doğru yola iletmez."

11 - İnkâr edenler, iman ednler için: "Eğer İslâm'da bir hayır olsaydı onlar, onu kabulde bizi geçemezlerdi." derler. Bununla muvaffak olamayınca da: "Bu eski bir yalandır." diyeceklerdir.

12 - Kur'ân'dan önce de bir rehber ve rahmet olarak Musa'nın kitabı Tevrat vardı. Bu Kur'ân ise zulmedenleri uyarmak, iyilik yapanları müjdelemek için Arap lisanı ile indirilen ve kendinden öncekileri tasdik eden bir kitaptır.

13 - "Gerçekten Rabbimiz Allah'tır." deyip, sonra da dosdoğru olanlara gelince onlar için hiçbir korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.

14- İşte onlar cennetlikdirler, yaptıklarına karşılık orada ebedi olarak kalacaklardır.

15 - Biz insana ana ve babasına iyilik yapmayı tavsiye ettik. Anası onu zahmetle karnında taşıdı ve zahmetle doğurdu. Onun ana karnında taşınması ile sütten kesilme süresi otuz aydır. Nihayet insan olgunluk çağına ulaşıp, kırk yaşına geldiğinde der ki: "Ey Rabbim! Bana ve ana babama ihsan ettiğin nimetlerine şükretmemi ve senin hoşnut olacağın salih amel işlememi ilham et. Benim neslimden gelenleri de salih kimseler kıl. Doğrusu ben tevbe edip sana yöneldim. Ve ben gerçekten müslümanlardanım."

16 - İşte yaptıklarının en güzelini kendilerinden kabul edeceğimiz ve günahlarını bağışlayacağımız bu kimseler cennetlikler arasındadırlar. Bu onlara vaad edilmiş olan dosdoğru bir sözdür.

17 - Ana ve babasına: "Öf size! siz bana öldükten sonra tekrar dirilip kabrimden çıkarılacağımı mı vaad ediyorsunuz? Oysa benden önce nice nesiller gelip geçmiştir." diyen kimseye ana ve babası Allah'a sığınarak "Yazıklar olsun sana! Gel iman et, şüphesiz ki, Allah'ın vaadi gerçektir." dediklerinde o: "Bu Kur'ân öncekilerin masallarından başka bir şey değildir" diyordu.

18 - İşte onlar kendilerinden önce gelip geçmiş olan cin ve insan toplulukları içerisinde haklarında azab vaadi hak olmuş kimselerdir. Onlar gerçekten hüsrana uğramışlardır.

19 - Herkesin yaptıklarına göre dereceleri vardır. Allah onlara yaptıklarının karşılığını tam olarak verir. Onlara haksızlık edilmez.

20 - İnkâr edenler ateşe arzedilecekleri gün onlara: "Siz dünya hayatınızda bütün güzel şeylerinizi harcadınız, onların zevkini sürdünüz, artık bugün yeryüzünde haksız yere büyüklük taslamanız ve yoldan çıkmış olmanızdan dolayı aşağılayıcı bir azabla cezalandırılacaksınız." (denir).

21 - Ey Muhammed! Âd kavminin kardeşi Hud'u hatırla. Hani O, Ahkâf denilen yerde kavmini uyarmıştı. O'ndan önce ve sonra da nice peygamberler gelip geçmiştir. Hud, kavmine: "Allah'tan başkasına kulluk etmeyin. Çünkü ben sizin için büyük bir günün azabından korkuyorum." demişti.

22 - Onlar: "Sen bizi ilâhlarımızdan çevirmek için mi geldin? Eğer doğru söyleyenlerden isen o bize vaad edip durduğun azabı haydi getir." dediler.

23 - Hud: "O azabın ne zaman geleceğine dair ilim Allah katındadır. Ben size benimle gönderileni tebliğ ediyorum. Fakat ben sizi cahillik eden bir kavim olarak görüyorum." dedi.

24 - O azabı, vadilerine doğru yayılan bir bulut halinde gördükleri zaman: "Bu bize yağmur yağdıracak yaygın bir buluttur." dediler. Hud ise: "O sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir. O bir rüzgârdır ki, içerisinde acı bir azab vardır.

25 - O rüzgâr, Rabbinin emri ile herşeyi yıkar mahveder." dedi. Nihayet helâk oldular ve evlerinden başka hiçbir şey görünmez oldu. İşte biz günahkâr kavmi böyle cezalandırırız.

26 - And olsun ki, biz onlara size vermediğimiz imkanlar vermiştik. Onlara kulaklar, gözler ve kalpler vermiştik. Fakat kulakları, gözleri ve kalpleri onlara hiçbir fayda sağlamadı. Çünkü onlar Allah'ın âyetlerini bile bile inkâr ediyorlardı. Alay etmekte oldukları şey de onları sarıp kuşattı.

27 - Andolsun ki, biz sizin etrafınızda bulunan bir çok memleketleri helak ettik. Belki tevhide dönerler diye ayetlerimizi çeşitli şekillerde açıkladık.

28 - Allah'ı bırakıp da kendilerine yakınlık sağlamak için edindikleri ilâhları onlara yardım etselerdi ya! Ama hayır, aksine onlardan kaybolup gittiler. İşte bu onların yalanları ve uydurup durdukları iftiralarıdır.

29 - Ey Muhammed! Hani biz cinlerden bir grubu Kur'ân'ı dinlemeleri için sana yöneltmiştik. Onlar Kur'ân'ı dinlemek için hazır bulundukları zaman birbirlerine "susun" dediler. Kur'ân'ın okunması bitince de birer uyarıcı olarak kavimlerine döndüler.

30 - Onlar kavimlerine şöyle dediler: "Ey kavmimiz! Gerçekten biz Musa'dan sonra indirilen ve kendisinden öncekileri tasdik eden bir kitap dinledik. O kitap gerçeği ve doğru yolu gösteriyor.

31 - Ey kavmimiz! Allah'ın davetçisine uyun ve O'na iman edin ki, Allah da sizin günahlarınızı bağışlasın ve sizi acı bir azabdan korusun."

32 - Her kim Allah'ın davetçisine uymazsa bilsin ki, yeryüzünde Allah'ı aciz bırakacak değildir. Onun Allah'tan başka dostları da yoktur. İşte onlar apaçık bir sapıklık içerisindedirler.

33 - Onlar gökleri ve yeri yaratan ve onları yaratmakla yorulmayan Allah'ın ölüleri diriltmeye de kadir olduğunu görmüyorlar mı? Evet şüphesiz ki, O'nun herşeye gücü yeter.

34 - İnkâr edenler ateşe arz olunacakları gün onlara: "Bu gerçek değil miymiş?" denir. Onlar da: "Rabbimiz Hakk'ı için gerçekmiş!" derler. Allah onlara: "O halde inkâr ettiğinizden dolayı şimdi tadın azabı!" der.

35 - Ey Muhammed! Azim sahibi peygamberlerin sabrettikleri gibi sen de sabret! Onlar için (azab hususunda) acele etme. Sanki onlar kendilerine vaad edilen azabı gördükleri gün dünyada sadece gündüzün bir saati kadar kaldıklarını sanırlar. Bu bir tebliğdir. Hiç yoldan çıkan fasıklar topluluğundan başkası helak edilir mi?

7 Nisan 2020 Salı

Corona Günlüklerim 3







(Bir türlü güneş açmayan bir İstanbul sabahından merhaba, fotoğraf düne aittir. Bugün daha güneşli bir gün olduğunu söyleyebilirim. )


Herkese Günaydın.

Bu yazıyı aslında gece yatmadan önce yazmam gerekiyordu fakat ertesi güne kaldı. Tembelliğim tutu da yine. 3. günümü sizlere anlatmak istiyorum.

Sabahları uyanmak da zorluk çekmeye başladım acaba geç yattığımdan mı yoksa, enerji düşüklüğümü neden bilmiyorum. Ama bildiğim tek bir şey var o da erken uyanmak her zaman için iyidir. O yüzden güne kahve içerek başladım.

Evet bugün çok farklı bir gün geçirdiğim söylenemez. Sabah spor yapıp ardından hamur işi yaptığım bir başka gün de bugün oldu. Uçların insanı olduğumu bir  kez daha kanıtladım.

Bugün ne kitap okudum ne de film izledim.  Ama verimsiz bir günde geçirmedim tabii ki.

1- Osmanlı Türkçesi kursum biliyorsunuz iptal oldu. Ama kurs hocamız watsapp üzerinden bize metin gönderiyor. Ya da metin okuduğu dersleri bize atıyor. Normalde kurs devam etseydi, birincil kaynakları okumaya başlayacakmış... Bu da okuyacağımız kaynak, Basiret gazetesi..



2- Bir diğer yaptığım şey ise Algoritma ve Programlamaya giriş kursuna kaydoldum. İSMEK'de uzaktan eğitime geçti ve bir kaç tane kurs oluşturdu. Açılan kurslara kaydolma ihtiyacı hissettiğimden dolayı en ilgimi çeken konunun bu olduğuna karar verdim. Aslında ne çalıştığım alanla ne de aldığım eğitimle bir ilgisi yok. Ama yine de günümüzde bilgisayarların nasıl çalıştığını öğrenmek için güzel olacağını düşünüyorum. Hem de vaktimizi bilgi ile dolduruyoruz. Unutmayalım bilgi güçtür. 






3- Bir de Afad Gönüllü eğitimleri var. Ben Afad'da kayıt oldum olalı bir yıl oldu ama çoğu eğitimi tamamlamadım. Geçen gönderdikleri bir mesajla aklıma geldi. Aslında her ne kadar virüse odaklansak da deprem yangın gibi tehlikelerde ne yapacağımızı bilemiyoruz. Bu yüzden gönüllü eğitimlerine katılmak için boş vaktim varken değerlendirmek istedim. 

4- Bir de pazara gittim. Çünkü, taze mevye sebze almam gerekiyordu. Evet dışarıya çıkmayacak kadar yiyeceğim olsa da meyve sebze pek dayanmıyor. Ya da çürüyor. 


                       BU ARADA HAYIRLI KANDILLER DİLİYORUM



5 Nisan 2020 Pazar

Corona Günlüklerim 2 - Film Kitap - Bazlama ve Film

Herkese Merhaba, 

Günden güne ölüm sayıları artıyor fakat iyileşenlerde var. Şu an iyileşen insan sayısı ölen insan sayısından daha fazla olumlu tarafından da bakmamız lazım. Bu hastalığın yayılmaması için elimizden geleni ardımıza koymamalı ve kararlılıkla en iyisini yapmalıyız. 

Neyse girizgah bölümünü fazla uzun tutmamayayım. 

Bugün sabah yine namaz ile başlayıp, ardından Kuran okuyup, Leslie ile devam ettim. Leslie ne diyenler için hemen açıklıyayım. Evde yürüyüş yapmak isteyenler için bir video ben 2 yıl önce 3 ay boyunca yapmıştım baya faydasını gördüm. Şimdi malumunuz dışarı çıkmadığımız için yine yapmaya başladım. (Walk at Home yazarak youtube da aratabilirsiniz. )


Dün bacak çalıştığım için bugün de karın çalışmaya karar verdiğim için Squat Girl'ün dümdüz karın oynatma listesindeki ilk üç videoyu yaptım. 

Sağlıklı bir şekilde güne başladıktan sonra. İşler karıştı. Aslında ekmek bitmişti. Bakkala çıkmak istemedim. Size bir şey söyleyeyim mi karantina olmasa bile beni eve koysalar aylarca sıkılmadan dururum galiba dışarıya çıkmak daha zahmetli, yok hazırlancanda başörtü takıcanda şimdi bir de maske takmak gerekiyor. Maskeyi de bir sürü insanla muhatap kalma durumu var. Evde kahvaltı için bazlama yapmaya karar verdim.  Evde merdane falan da yok ama hallettim bi şekilde. Son dakika bir fotoğraf çekmek aklıma geldi. Şekilleri pek düzgün olmasa da işimizi gördü çok şükür ki karnımızı doyurdu. 

y

Bunları ben en çok tost haliyle ve yumurtaya bulmayıp kızartma yapılmış halini çok sevdiğimden bir kısmını tost yaptık. Yarın ise yumurtalı ekmek olarak yapacağım. Tabi ne yaparsam minicik dolabımın küçük buzluğu da bu bazlamadan nasibini aldı. İki öğünlük bazlamamız da dolapta yerini aldı. 

Tarif için baktığım video;



Diğer yaptığım aktivite de film izlemek oldu. Hergün birimizin önerisiyle bir film izliyoruz. Bugün sıra Kardeşim B'nin sırası olduğu için izlediğimiz filmin adı Take Shelter idi. 


Psikolojik bir gerilim filmi olduğu için bu sıra pek beğenmedim. Oyunculuklar ise gayet
başarılıydı. Bir an bende bir fırtına kopacağına inandım. Bu aralar film beğenmeme huyum tuttu. Normalde ben psikolojik gerilimleri ya da tüm gerilim filmlerini severim. 

Bu arada canım pek de film seyretmek istemiyor. Ya da dizi seyretmek çünkü bunlar çok vakit alıyor. Evde olmama rağmen online olan AFAD, Osmanlı Türkçesi ve Algoritmaya giriş eğitimlerine henüz başlayamadım. İstemiyorsun neden yapıyorsun diye soracak olursanız. Kardeşlerimle ortak vakit geçirdiğimiz etkinliklerden sadece film izlemek kaldığı için....





Evet sonunda kitabımı bugün bitirdim. Kitap hakkında biraz bilgi vereyim. Kitabı okuma sebebim bir felsefe öğrencisi olarak Ortaçağ felsefesi hakkında daha fazla bilgiye sahip olmak için okudum. Yani o kadar felsefe okumuş ama bir Agustinus bilmiyor' dedirtmem. Zira yıllardır kadrolu felsefe öğrencisiyim. Üzerine bir çalışma yapmayacaksınız okumayın. Çalışma yapacaksınız en az üç defa okuyun derim. Bir felsefe metnini çok iyi anlamak istiyorsanız iki defa okuyun derim. İlk okuma pek sizin için iyi değildir. Hatta az biraz felsefeye ilginiz varsa böyle bir kitabı tavsiye etmiyorum. 

Kitap'da Agustinus'un itiraflarını içeriyor. Zaten kitabın adından da bu anlaşılıyor. Fakat biraz daha açacak olursam, Bu Agustinus gençliğinde hızlı bir gençtir fakat sonradan Hristiyan olduğundan günahlarını itiraf eder. Bu itirafları bir yana felsefi bir çok sorunu da bu kitabında anlatır. Özellikle zaman hakkındaki itirafı enfestir. 

Evet günü bitirmiş bulunuyorum. Birşey daha söylemek istiyorum. Ben bulaşık yıkamak istemiyorum. Fakat sıra bende maalesef neyseki yarın sıram bitiyor.  Bulaşık makinem yok tek kişi yaşadığım için almadım. Bir de bulaşık yıkarken hızımı alamayıp tüm mutfağı silesim geliyor. Hanımlar sizde de bu duygu oluşuyor mu?

Evet yemekleri de bugün ben yaptım. Çorba dünden kalmıştı. Belki bu günlerde ne pişirsem diye düşünüp durmayalım. O günün menüsünü paylaşayım ki ertesi gün siz yapabilirsiniz. Ya da annenize eşinize bu konuda yardımcı olabilirsiniz. Bu arada her Allah'ın günü ev halkına yemek yetiştirmeye çalışan kadınlarla nöbetleşerek yemek sistemine geçseniz daha iyi olur. Bu süreçte kadınlar değil eve adeta mutfağa hapsolmuş durumdalar. 

Yemek Menüm
* Erişteli Yeşil Mercimek Çorbası
* Domatesli Şehriye Pilavı
*Haşlanmış Tavuk 
* Evde bulunan sebzelerle salata. 

Herkese Sağlıklı geceler. 


4 Nisan 2020 Cumartesi

Corona Günlüklerim 1, Filmler...

Küçük Kadınlar - Little Women - Beyazperde.com

Evde olan ilk günümü tamamlamış bulunuyorum. Günümü sizlerle paylaşmayı çok istiyorum. Yatma saatim geldiği için acele ile yazıyorum. Kusura bakmayın, hızlı yazacağım derken imla ve noktalama hatası yapabilirim.

İşten geldikten sonra kardeşim sofrayı hazırlamıştı yemeği yedik ve bir film açtık. Filmden birazdan bahsedeceğim. Ama film izlerken babamlar aradı. 20 yaş altına sokağa çıkma yasağı geldiğini ve dışarıya diğer kardeşimin çıkmamasını söyledi. Evet benim üç kardeşim var ve bunlardan 2 si 20 yaşından küçük. Hatta kafanız karışmasın ben 22, bir kardeşim 20, diğer kardeşim ise 18 ve en küçük kardeşim 10 yaşında. 20 ve 18 yaşında olan kardeşlerim benimle birlikte kalıyorlardı. Dışarıya zaten çıkarmıyordum sadece ekmek almak için çıkıyorlardı. Şimdi ben markete de gitmek zorunda kaldım. En çok beni bu üzdü. Ama yasak beni vursaydı daha çok sevinirdim. Sanırım ben evde durmayı çok seviyorum. Diğer bir yasak ise şehirler arası ulaşım yasağı oldu. Ve çok da iyi oldu. Virüs ilk çıktığında alınması gereken kararlardan biriydi. Ama şimdi aileden uzakta olmak beni üzüyor.  Çünkü normal de virüs olmasa Annem ve babam buraya yanıma gelecekti. Neyse bu zamanda herkes böyle sıkıntılar çekiyor. Çok şükür sağlıkları yerinde.

3 Nisan 2020 Cuma

Corana Günlüklerim 0



       Herkese Merhaba,

Covid 19 salgını nedeniyle çoğumuz evlerine kapandı. Çok az şirket evden çalışmaya geçti veya çoğu insan işlerini kaybetmeye başladı ya da ücretsiz izine çıkarıldı.

Neyseki ben işten çıkarılmadım ama evden çalışma sistemine geçilmedi. Ve iş yerim vatandaşa hizmet veren bir kurum olduğu için sürekli insanlarla muhatap olmak durumundayım. Hergün açıklanan ölüm sayıları ise insana daha da kötü hissettiriyor. Görünen o ki hala sokağa çıkma yasağı gelmediği için bu ölümler artacak gibi... İş yerimde dönüşümlü çalışmaya geçtiğimiz için normal zamanda yoğun olduğumdan daha yoğunum. Üstelik işleri çok iyi bilmediğimden dolayı işleri düzgün yapamıyorum. Aman canım bunları boşverilim. Şükür ki, dönüşümlü çalıştığım için bu hafta evdeyim. Hafta sonları ile birleştirince toplam 9 gün izinli oluyorum.

Bende herkeslerin yaptığı gibi ev postları yazmaya karar verdim. Bu postu işten yazıyorum.

Güzel bir program hazırladım.

Her akşam yatmadan evvel sizlerle güzel bir post bırakıp öyle yatmayı planlıyorum.

Biraz programdan bahsetmek gerekirse,

Tabii ki uyku düzenimizi koruyoruz. Aman canım yarın evdeyim zaten biraz uyayım yok. Düzenli uyku korana içinde çok önemli, zaten ben geç kalktığımda kendimi kötü hissediyorum. O gün çok kötü geçiyor. Günde 6-8 saat uyumak ideal biliyorsunuz.

Bu arada Covid-19 nedeniyle daha önceden dönüşümlü çalışmaya geçtik 2 hafta oldu. Fakat ben ilk evde olduğum hafta pek bir program yapmamıştım. Dolayısıyla verimli de geçiremedim. Ama bu sefer programlı olursam daha verimli geçeceğine inanıyorum.

Tabi hayatımız alt üst oldu. Programlarımız durdu. Planlarımız bilmediğimiz bir tarihe ertelendi. Ben yürüyüşe başlamıştım ama şimdi onu bile yapamadığım için tekrar kilo aldım. O yüzden de bu hafta yapacağım şeylerden biri Leslie ve Squat Girl yapmak. Geçen hafta biraz yapsamda 9 gün boyunca her ikisininde videolarını hergün yapmak istiyorum. Çünkü yaşamımızdan hareketi çaldı bu virüs. Hareket azaldığı için de zaman bize uzun gelmeye başladı.

Osmanlı Türkçesi kursumda iptal oldu. Haftalardır derse gidemediğim için bir gerileme söz konusu oldu zaten çok da başarılı sayılmazdım. Ama günde 45 dakika vakit ayırmak güzel olur.

Geçen evde kaldığım vakit tercihimi film izlemekten yana kullandım. Baya da film izledim. Ama tembel bir blogger olduğum için yazmadım. Affedin.

Harry Potter serisini baştan sona izledim. Her 10 sene de bir yapılması gereken eylem galiba.

The Everything of Theory- Keşke daha önce izleseymişim. Çok daha hoşuma gidermiş. Stephan Hawking'de okuma listemde artık...

Birkaç tane de Kore Filmi izledim. Tamamen kardeşimin ısrarı üzerine, Kore dizilerinden baya soğudum. Üstüne bir de sinemalarını kötü buluyorum.

Salgın Filmi, Matt Damon reisin oynadığı izlemeyen kalmadı sanırım. Çok ürkütücüydü. Ama aşı bulundu. İnşallah aşı bulununca bu çile bitecek.

Bir Zamanlar Hollywood'da filmini merakla beklemiştim. Ama sinemada yayınlandığı dönem atanma denk geldiği için gidememiştim. Elimden geldiğince Leonardo DiCaprio filmlerini seyrederim fakat Brad Pitt pek tercih etmezdim. Ama ikisi oynuyor, ve de Tarantino filmin yönetmeni iyi bir filmdir diye açtık izledik. Evet 1 saat zor dayandık. Benim için büyük hayal kırıklığı oldu.

Şimdilik aklıma gelenler bunlar...

Ama bu hafta kitap okuma üzerine olacak, okuyabildiğim kadar dimağımın sığdığı kadar. Evet önümdeki bu dokuz gün okumak için.

HAYIRLI GÜNLER...









9 Şubat 2020 Pazar

Benimle Bir Hafta Sonu - İstanbul Arkeoloji Müzesi - Türk İslam Eserleri Müzesi


Merhaba,

Youtube'da bu tarz video başlıklarını çok sık görüyoruz. Arada özenip aynı tarzda videolar çekesim gelsede YouTube alemi bize göre değilmiş malesef...

Osmanlıca kursum tatil ve kız kardeşim bende olduğu için bu hafta sonu güzel bir şekilde gezmeye karar verdik.

Bütün bir hafta boyunca işyerinde alalade yapılmış kahvaltı sonrası evde güzel bir kahvaltı yapıp çıktık yola, bu İstanbul ne değişik bir şehir (ulaşım çok zor) bir yere gidip gelmek baya vakit alıyor.

Bilerek kitap da almadım yanıma çünkü kullanacağım hattı ilk defa kullanacağım için etrafı gözlemlemek, sürekli beyni meşgul eden meselelerle bir nokta koymak için düşünmeyi yeğledim ve biraz da kardeşimle sohbet etmek.

Eminönü İskele'de indikten sonra Galata köprüsünde yürümeyi ihmal etmedik.




Galata Kulesine de çıktık. Isaac Rousso'nun mezarını gördük, JJ Rousso'yu andık. Tabi orada bulunan tarihi cami ve çeşmelerinde yazanlarıda okuduktan sonra, Sirkeci Garı'da yürüdük. Sirkeci Garında bir müze var fakat benim gittiğim saatte o müze kapalı olduğu için giremedim. Orada biraz dinlendikten sonra, Gülhane'ye kadar yürüdük. Yolda Bab-ı Ali'nin kapısı önünde fotoğraf çekindik.

Hemen Arkeoloji Müzesini ziyaret için Müzekart çıkardım. Hemen belirteyim, öğrenci ve öğretmenler için 30 TL, Normal Vatandaş için 70 TL fiyatı var.

Arkeoloji Müzesi, çoğu insanın pas geçtiğini düşünüyorum, bir Topkapı gibi ilgi görmüyor maalesef, Haftasonu olmasına rağmen çok az insan vardı. Ama sakin olduğunu söylemeliyim. Çok ama çok sakindi.


Osman Hamdi Bey'in ne kadar önemli bir şahsiyet olduğunu anlamış olduk ve bunun yanında da Abdülhamit'in güzel bir iş yaptığını tanık oldum. Gidince anlarsınız, bu konuyu burada anlatmıyım.

Müze'de lahitler, eski çağlara ait heykeller (Gerçekten altın orana göre yapılmışlar) bunun dışında 2 adet iskelet ve bir adet mumya ile aslında insanoğlunun ne kadar acz olduğunu yüzümüze tokat gibi vuran bir müze...

Neyse dedim ya müze çok sakin kalabalık değil. Çıktık avluya evden börek getirmiştik, onu yiyelim. Hem biraz dinleniriz diye düşündük. Çantadan börekleri çıkarıp poşetin düğünü hafif bir gevşettiğimiz anda müzenin kedileri bize doğru geldiler. Demek ki aç kalmışlar, yoksa daha önce börek ve poğaça yedirmeye çalışmıştım başka kedilere... Kedilere bölerek verdik, birazını onlar yedi birazını biz derken, kedilere fısıldayan iki kız kardeşe dönüştük.

Sonra benim arkadaşlarım da bize katıldı. Ama pek bir tarihi yer gezmesekde Civarda dolandık tekrar Sirkeci'ye geldik ve Hafız Mustafa'ya uğradık. Sohbet muhabbetle bir gün geçirdik. Sultanahmet'deki Timaş Yayınevine girdik, biraz kitaplara baktık. (keşke böyle bir yerde çalışsam diye iç geçirmedim değil). Birde Eminönü İskelesinde bulunan İstanbul kitapçısında da böyle hissettim. Oraya uğrayıp kitap karıştırdık. Bir baktık ki akşam olmuş.

Eve geldik, markete uğrayıp aburcubur alıp Sherlock izledik tabi ben bölüm sonunda uyudum çok yorulmuşum. Neyseki o bölümü önceden izlemiştim.
,

Pazar

Pazar günü yine evde güzel bir kahvaltı yapıp çıktık, birazcık geç çıktık zira cumartesi yorulmuştuk. Yine Eminönüne geldik, Tramvay ile Sultanahmed Meydanına geldik. Hipodrom'da bulunan sütünları inceledik. Dikili Taşa baktık sonra Türk İslam Eserleri Müzesini gezdik. Türk İslam Eserleri Müzesi'de müzekart ile ziyaret edilebiliyor.

Müze tam bana göreymiş, çünkü çocukluğumdan beri en sevdiğim şey tarihti. Ve bu müzenin başlangıç tarihi Hz. Peygamber (sav) ve Dört Halife döneminden başlayıp, Osmanlı'nın son dönemini kadar olan Türklerin İslamla birlikte geçen yaşamlarını anlatıyor.

Emeviler dönemi ve Abbasiler dönemi ile de güzel bilgiler var. Müzenin her bölümü tarihi bir kronoloji ile gittiği için olayları güzel anlıyorsunuz ve bu anlayış ile de döneme ait eserleri görünce daha iyi bir kavranmış oluyor.

Ayrıca müzede kutsal emanetler bölümüde yer alıyor. Peygaber Efendimiz (sav)'e ait olan ayak izi burada bulunuyor. Ve Sakal-ı Şerif'i de burada görmek mümkün.

Müze ziyaretinin ardından çıktık yola yürüyoruz. Ne yapsak ne etsek diye, Yerebatan Sarnıcına girmeyi pek istemedik ama yürürken bir başka sarnıç olan Şerefiye Sarnıcını da gezdik.

Şerefiye Sarnıcı küçük bir sarnıç ama atmosferi güzel, kalabalık değil. Ücretsiz gezilebiliyor ve tam fotoğraf çekmelik.

Oradan çıktık ne yapalım derken tekrar kendimizi Sultan Ahmed'de bulduk. Öğle namazı için Firuz Ağa Camii'ni tercih ettik. Firuz Ağa Camii güzel ve minik bir cami, ne yazık ki namaz için Sultan Ahmet Camii'ni tercih etmiyorum. Çünkü turistler akın ediyor. Ve şu an tadilatta olduğu için çok da feyz alınamıyor.

Camiden çıktık Modern Resim Müzesini gördük ve ücretsizmiş. Hemen Dikili taşın orada gezmeyi çok istedik girdik. Ayrıca Müze'de Milli Mücadele dönemine ait güzel bilgiler vardı. O zamanda kullanılan pullar, mektupları da görmeniz mümkün.

Oradan da biraz deniz görüp gidelim istedik. Çatladıkapı Sahiline indik. Biraz etrafı seyrettik, dinlendik. Kalktık Eminönü'ne yürüdük. Yemek yiyelim dedik ama hiç biryer istediğimiz gibi değildi. Çok şükür böreğimiz vardı.

Akşamı ettik, hafta sonunu bitirdik. Akşam Sherlock'dan bir bölüm izleyip yattık.











Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...