Günlerdir yazmıyorum bloga yazamadım. Ne olur beni affedin.

Ya ortasındasındır AŞK'ın merkezinde; ya da dışındasındır, hasretinde..
Ella Rubinntain (40) Amerikalı bir ev kadınıdır. Tipik burjuva değerlerinin hâkim olduğu oldukça varlıklı bir ailesi, düzenli ve görünüşte "sorunsuz" bir evliliği vardır. Üç çocuğunu da büyüttükten sonra bir yayınevinde editör-asistanı olarak iş bulur; görevi A. Z. Zahara adlı tanınmamış bir yazarın tasavvuf felsefesini konu alan tarihi romanını değerlendirmektir.
Ancak hayatının kritik bir döneminde eline aldığı bu kitap, hiç beklemediği bir şekilde Ella'yı derinden sarsacak, dünyevi aşkı keşfetmek adına zorlu ve tehlikeli bir yolculuğa çıkmasına neden olacaktır.
Hayatlarımızın durgun gölünü dalgalandıran taş misali, yüzleşmek zorunda olduğumuz sıkıntılar, acılar... ve aşkın peşinde kat etmek zorunda olduğumuz zorlu yollar, ödediğimiz bedeller...
Aşk... kitap içinde bir kitap, hayatın anlamı peşinde bir aşk macerası...
Aşk... Elif Şafak'tan arayışa, gerçeğe ve keşfetmeye dair bir roman...
Sayfa Sayısı: 420
Baskı Yılı: 2014
Dili: Türkçe
Yayınevi: Doğan Kitap
Elif Şafak Aşk kitabını okudum. Biliyorsunuz kitap popüler bir kitap yıllardır.Bu kitap bana yıllar sonra okumak nasip oldu. Hala popüler olmasına rağmen ben beğenmedim bir çok not çıkardım kitabı okurken ama burada paylaşmayacağım çünkü hem çok uzun hem de bazı çekinceleri var kitabı okurken kendime göre ilişkilendirdiğim olaylar siyaset ve din üzerine olduğundan burada paylaşmayacağım.
Kitabı beğenenler beğenmeyenler oldu. Popüler bir roman olması nedeniyle de edebiyattan uzak olduğunu söyleyenler de oldu. Benim roman hakkındaki düşüncem “olmamış” Neden:
☆Çelişkili ifadeler vardı.
☆ Devrik cümleler ağırlıktaydı.
☆ Alıntı yada kopyalama çok fazla idi.
☆ Aşk derin bir temadır. Okuyunca bende aşk duygusu uyanmalıydı lakin uyanmadı. Yani çok yüzeysel kalmış.
☆Ticari kaygılarla yazılmış olması (bence ticari :))
Belki de Yazar Kitabı ingilizce yazmamalıydı .Ana dilde yazsa idi daha samimi gelirdi bana.
Kitap normal bir roman olarak gayet başarılı ancak tasavvuf işin içine girince sorgulayarak okudum. Okuyanlar bilirler, kitabin başında Şems ve Kadı var. İkisi arasında objektif bakıyordum olaya ama kitabı okudukça Kadı’nın tarafına geçtim diyebilirim. Ayrıca ilginç bir şekilde Mevlâna’nın oğlu Allaadin’e üzüldüm. Ella’ya gıcık oldum.Kimya Hatun dikkatimi çekti. Şimdi onu araştırıyorum.
Kitap bana uzun zamandır üzerinde düşünüp hep arka plana attığım tasavvuf ve sufiliği tekrar sorgulattı. Bunun hakkında araştıracağım çünkü mesneviyi okumadan bu kitabı okuyup yorum yapmak sığ bir eleştiri bile değil. Uygun bir zaman bulursam Mesneviyi okuyacağım . İşte kitaptan bir kaç çektiğim fotoğraf.
